KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/14089 E., 2013/18499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2008/334-2012/699
Karar Metni
305 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı tarafından yargılama sürecinde yapılan ödeme ihtirazi kayıtla yapılmış olup, bu haliyle uyuşmazlığı sonlandıran bir yargısal işlem niteliğinde olmadığı gibi, gelirler yönünden onay, masraflar yönünden ödeme tarihlerinden itibaren işleyen yasal faiz tutarını karşılamadığı ve gelirin peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi giderlerinin %70 kusur karşılığını da karşılamadığı anlaşıldığından, davanın konusuz kaldığından bahsedilemez.
Hal böyle olunca, davanın Yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26. maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının,
yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, Kurumun rücu alacağının ilk peşin değerli gelirler ile harcama ve ödemelerin tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı olduğu gözetilerek, davalı tarafından yapılan ödeme tutarı da dikkate alınarak, mükerrer ödemeye neden olmayacak biçimde, davalının sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/14089, K. 2013/18499, 7 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama