KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/1471 E., 2013/1544 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Davacı, 01.01.1982 tarihinde çalışmaya başladığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, talep doğrultusunda ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne, davacının sigorta başlangıç tarihinin 1.1.1982 olduğunun tespitine karar vermiştir.
Hükmün, davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mülga 506 sayılı Kanunun 60. maddesinin “G” bendinin “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” düzenlemesi karşısında; aynı Yasanın Geçici 54. maddesi uyarınca 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan davacı sigortalının; 18 yaşını ikmal ettiği tarihten önceye ilişkin tespite konu sigortalılığının bu çevrede değerlendirilmesi gereğinin hükümde belirtilmemiş olması,
Yine, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2008 tarihli 2008/10-370-410 E.K. sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere, dava dilekçesinde 1.1.1982—31.12.1982 tarihleri arasındaki çalışmaların tespiti isteyen davacının duruşmada talebini daraltmasına üzerine davanın kısmen kabulüne karar verildiğine göre, reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı Kurum yararına vekalet ücreti takdir edilmeli ve yargılama giderleri de taraflar arasında bölüştürülmelidir. Mahkeme kararında bunun aksine karar verilmesi,
Usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. Maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1080 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438’inci maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/1471, K. 2013/1544, 7 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama