KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/15384 E., 2013/19070 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/466-2013/236
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma
Dava, sigortalılık başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği üzere davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine;
2-Dosya içeriğinden; davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin kapsama alınma ve çıkarılma tarihi ile davacının çırak olarak çalıştığına ilişkin bordro tanığı beyanı bulunduğu halde bu hususun araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu tür sigortalılık başlangıcının tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35 inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; Davacının, davalı işveren Terbay Makine Endüstri ve Tic A.Ş. iş yerindeki çalışma ilişkisinin belirlenmesi amacıyla, çıraklık sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, yukarıda anılan çalışma ilişkisi aydınlatılarak, çalışmanın eğitim nitelikli mi, üretime katılarak mı, gerçekleştiği belirlenmeli, böylelikle davacının çırak olarak kabul edilip-edilemeyeceği saptanmalı yine işyerinin kapsam tarihleri de sorularak elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Kabule göre de, 506 sayılı Yasanın 60/G maddesinde yer alan, “18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir.
Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dâhil edilir.” hükmü gereği “Davacı ...’un (10033300 ss no.lu) 82838.34 no.lu işyerinde 06.10.1982 tarihinde günün asgari ücreti ile bir gün süre ile çalıştığının tesbitine, Sigortalılık başlangıç tarihinin, on sekiz yaşın ikmal edildiği 08.03.1985 tarihi olduğunun ve anılan tarihteki bir günlük süre yönünden ödenecek sigorta priminin, prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edilmesi gerektiğinin TESPİTİNE”şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/15384, K. 2013/19070, 11 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama