İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/16626 K.2013/19145

Dava, 10.05.2007 tarihinde açılmış olup, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Esas2013/16626Karar2013/19145Tarih28 Ekim 2013Okuma6 dk · 1.160 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2013/16626 E., 2013/19145 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Ekim 2013
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.160 kelime·6 dk okuma

Dava, 10.05.2007 tarihinde açılmış olup, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Hükmü, davacı ve davalı ... avukatlarının temyiz etmeleri üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının REDDİNE;

2-)Zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edebilme niteliğinden yoksun kalınabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliğini” ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip inceleme yapması mümkün olmayacaktır.

İş mahkemelerinin kuruluşunu ve işleyişini düzenleyen 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde açıkça iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulünün uygulanacağı öngörülmüş olup, sözlü yargılama usulünde savunmayı genişletme yasağının başlangıcı, tarafların iddia ve savunmalarının ilk oturumda tutanağa geçirildiği andır. İlk oturumdan (dava dilekçesinin tutanağa geçirilmesinden sonra) davacının rızası olmaksızın davalı savunmasını genişletemez. Aynı durum davacı için de geçerlidir.

Zamanaşımı savunmasının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187. maddesinde (Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116. maddesinde ) sayılan ilk itirazlardan olmaması onun her zaman ileri sürülebileceği anlamına gelmez. İlk oturuma kadar esasa cevap verirken zamanaşımını ileri sürmeyen davalının sonradan

bunu ileri sürmesi savunmayı genişletmektir. Karşı tarafın muvafakatı olmadıkça davalı savunmasını genişletemez. İlk itirazlar, karşı tarafın muvafakati olsa dahi kanunda gösterilen zamandan sonra ileri sürülemezler, ancak diğer itirazlar, diğer tarafın açık veya zımni rızasıyla esasa karşılık verme süresinden sonra da ileri sürülebilirler. Davacı da dava dilekçesinde ileri sürmediği zamanaşımı iddiasını en geç ilk oturumda ileri sürebilir.

Öte yandan, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 26. maddesinin birinci fıkrasında işverenin sorumluluğu, ikinci fıkrasında ise üçüncü kişilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Zararlandırıcı sigorta olayında devlet adına sosyal güvenlik kanunlarını uygulanmakla görevli Sosyal Güvenlik Kurumu birinci kişi, risklerin gerçekleşmesi halinde sigortalının ya da hak sahiplerinin Kurumdan yardım görmesi için primleri ödeyen işveren ikinci kişi konumundadır. Bunun dışında kalanlar üçüncü kişi olarak tanımlanmaktadır.

506 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, üçüncü kişiler aleyhine açılan rücu davalarının tabi olduğu zamanaşımı süresine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu değildir. Ancak anılan maddenin ikinci fıkrasında Borçlar Kanunu’na yollamada bulunulmuştur. Hal böyle olunca, üçüncü kişiler aleyhine açılan davalar Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde gösterilen bir ve on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Zamanaşımı başlangıcı ise, “zarar ve faile ıttıla” tarihidir. Bilindiği üzere zarar ve faile ıttılanın birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olup, sadece birinin gerçekleşmesi bir yıllık zamanaşımı süresinin başlaması için yeterli değildir. Zarara ve faile ıttıla, Kurumun yetkili organının ıttılaı olduğundan, zararın ıttıla tarihi sigortalı ya da hak sahibine bağlanan gelirler yönünden tahsis onay tarihi, masraf ve ödemeler yönünden sarf ve ödeme tarihleridir.

Faile ıttılanın ise özel bir duyarlılıkla araştırılıp incelenmesi gerekmektedir. Uygulamada faile ıttıla tarihi, kural olarak Kurum sigorta müfettişi veya Çalışma Bakanlığı iş müfettişi raporunun Kurumun yetkili makamlarına intikal tarihidir. Ancak, davalı hakkında ceza mahkemesi kararı mevcutsa, yukarıda belirtilen tarihten sonraki bir tarihe ait olmak kaydıyla ceza kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmektedir.

Somut olayda; davalılardan ..., işveren Köyüm... Ltd. Şti. nin müdür veya temsil ve ilzam yetkilisi olmayan ortağı olmakla üçüncü kişi konumundadır. Yasal süresinde ve usulüne uygun zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde Kurum müfetiş raporunun yetkili makamlara intikal tarihi araştırılıp belirlenerek yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonucuna göre davalı ... yönünden zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekir.

Yapılacak Değerlendirmede, zamanaşımı def’inin borcu ortadan kaldırmayıp bunu ileri sürene borcu yerine getirmekten kaçınma yetkisi verdiği ve teselsül hükümlerine dayalı olarak açılmış olan davada borçluların her birinin borcun tamamından tek başına sorumlu olduğu, bu nedenle de, zamanaşımı def’inin, ancak, bunu ileri süren müteselsil borçlu hakkında hüküm ifade edeceği gözetilmelidir.

2-)5510 sayılı Kanunun 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olup, maddedeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında,

Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığı kabul edilerek. Kurumun rücu alacağını teşkil eden, ilk peşin değer, sosyal yardım zammı, geçici işgöremezlik ödemesi ve tedavi masrafı toplamının kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunduğu gözetilerek tazminat hesabının yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, Kurumun, sigortalı veya hak sahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan sürekli işgöremezlik gelirinin kesildiği; kesilmesi gerektiği veya azaltıldığının sözkonusu olduğu durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu sürekli işgöremezlik gelir miktarını rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada dikkate alınması gereken temel ilkeler arasında bulunmaktadır.

Sürekli iş göremezlik geliri. 506 sayılı Kanunun 19. maddesi hükmü uyarınca zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının meslekte kazanma gücünü en az % 10 oranında yitirmiş olması halinde sağlanan bir sosyal sigorta yardımı niteliğindedir.

Ne var ki aynı Kanunun, Gelir ve aylıkların birleşmesi başlıklı 92. maddesindeki, "...Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine, bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır.

Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir..." hükmünde değinildiği üzere, sürekli işgöremezlik geliri almakta iken (malullük, yaşlılık) sigortalıya aylık bağlanması halinde, sürekli işgöremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri doğrudan etkilenebilmektedir.

Bu yönde sigortalı Erol Demirkol'a 01.06.2005 tarihinden itibaren malullük aylığı bağlandığı anlaşılmakta olup, 92. madde çerçevesinde belirlenecek sürekli işgöremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri, sosyal yardım zammı, geçici işgöremezlik ödeneği ve tedavi masrafı toplamının davalıların kusur karşılığı belirlenerek taleple bağlı kısmının tazminine karar verilmesi gerekir.

Ancak, kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış haklar bozma üzerine yürütülecek yargılamada gözardı edilmemelidir.

4-) 24.04.1945 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 417 ve 426. maddelerinde açıkça belirtildiği gibi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti yargılama sonunda haksız çıkan tarafa yükletilir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulmasına ilişkin genel hukuk kuralı gözetilerek, davalı ...'un ödemiş olduğu 525,00 TL. yargılama masrafı içerisinde dikkate alınmalıdır.

5-) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389. maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve “iki tarafa tahmil ve bahşedilen haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılması” yönündeki hükümlerinin ve birden fazla davalı olduğu kararın yazımında dikkate alınarak, avukatlık ücretine ilişkin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde karar verilmesi gerekir.

Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı Kurum ve davalı ... avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'a iadesine, 28.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/16626, K. 2013/19145, 28 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/16626
Karar No
2013/19145
Tarih
28 Ekim 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/16627 K.2013/14831
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2013/16627 K.2013/14048
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2013/16627 K.2013/17227
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/16627 K.2013/18013
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2013/16628 K.2013/13992
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/16628 K.2013/19043

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.