KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/17597 E., 2013/25203 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2012/208-2013/154
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Dava, 15.04.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda; 27.02.2012 tarihli yazıyla 13.04.2012 tarihine kadar başvuruda bulunması halinde yaşlılık aylığı bağlanacağı bilgisi verilen davacının, 14.04.2012 tarihinde işten ayrılarak 16.04.2012 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması üzerine; 2010 yılı Mart ayında 15 gün mükerrer prim ödemesi indirildiğinde gereken 5300 prim gün sayısının dolmaması nedeniyle tahsis talebinin reddedildiği; eksik gün sayısını ikmal eden davacıya 01.06.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davalı Kurumun, gerekli özen ve itinayı göstererek doğru bilgilendirme ile malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim gün sayısını doğru bildirmiş olsaydı, davacı da buna göre iş'ten ayrılacak ve yaşlılık aylığına hakettiği tarihten itibaren kavuşabilecekti. Bu anlamda davalı Kurumun hatalı bildiriminin bulunduğu açıkça anlaşılmakta olup, sözkonusu bu davranış bir haksız fiil niteliğindedir ve haksız fiile dayalı giderim davalarının Borçlar Kanunu kapsamında genel mahkemelerde açılması gerekir.
Ne var ki, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 1. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 60. maddesi ile geçici 81. maddesine göre; yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin yazılı isteği gereğince sigortalıya davalı Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanması için ayrıca “belirli süre sigortalı olma, belli gün sayıda malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olma, yaş haddi ve sigortalı olarak çalışılan işten ayrılmış olma” koşullarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekir.
Bu yasal çerçevede, yaşlılık aylığı bağlanması için gereken diğer şartların gerçekleştiği belirgin olan davacının, ayrıca 16.04.2012 tarihi itibariyle gereken 5300 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi olmadığı, 5296 gün primi olduğu gözetildiğinde, yaşlılık aylığı bağlanması gereken bütün şartların oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre, 506 sayılı Kanunun 62. maddesindeki "Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki ay başından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır." hükmü ve davacının, Kurumdan yaşlılık aylığı tahsis talebinin 16.04.2012 olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsizdir.
O halde, davalının avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/17597, K. 2013/25203, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama