KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/19822 E., 2014/14530 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmü, davalı avukatının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, 506 sayılı Yasaya dayalı olarak işverenler aleyhine açılan rücuen tazminat davalarında;
süregelen mevcut uygulama dışında, herhangi bir etkileşim ve değişim öngörülmediğinden, Borçlar Kanununun 332/1. maddesinde belirtilen işçi-işveren arasındaki akde aykırılık eylemleri ve bu çerçevede maddenin 2. fıkrası gereğince işverenin akde aykırı davranışları (işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması vs.) sonucu, 26/1. maddeyle vaki ilişkilendirme, bir bakıma akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olmakla; zamanaşımı, işverenler açısından Borçlar Kanununun 125. maddesine göre ve 01.07.1994 gün ve 2/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça belirtildiği üzere 10 yıldır.
Maddedeki zamanaşımı süresi, bağlanan gelir yönünden tahsis onay tarihi, tedavi giderleri yönünden sarf tarihi olacağı açıktır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde; davalı işverenin, yasal süre içerisinde bulunduğu zamanaşımı itirazı incelendiğinde, tedavi giderinin sarf tarihi 11.2.2001 olup, ek dava tarihi olan 17.7.2012 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği açık olduğunun gözetilmemesi isabetsizdir. Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanınalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/19822, K. 2014/14530, 11 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama