KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/22056 E., 2013/25020 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- No
- 2000/198-2011/769
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, taşeron; bir işte ya da bir işin bölüm veya eklentilerinde asıl işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için, öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri, ya da, işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenlerde asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş yada işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Dava konusu somut olayda mahkemece, dava dışı Omya Maden A.Ş ile davalılardan Köylüoğlu Mak. Koll. Şti arasındaki hukuki ilişkinin bir başka ifade ile, asıl işveren-taşeron ilişkisi olup olmadığı saptanmalı; işin tamamından el çekerek, anahtar teslimi şeklinde yaptırıp-yaptırmadığı araştırılarak, taraflar arasında varsa sözleşmede dikkate alınarak, asıl işveren-taşeron ilişkisi irdelenmeli, asıl işveren alt işveren ilişkisinin olmadğı sonucuna varılması halinde iş kazasının dava dışı Omya Maden A.Ş'ye ait iş sahasında meydana gelmesi nedeniyle 506 sayılı Yasanın 26/2 maddesi anlamında kusurunun bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve Esas:2003/10, Karar:2006/106 sayılı kararı ile 26’ncı maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, kanundan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da,
hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirin; tazmin sorumlusunun kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gerekirken, gelirlerdeki artışları da içerir şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/22056, K. 2013/25020, 19 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama