KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/22193 E., 2013/23532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2013/182-2013/43
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Dava, ölüm aylığının kesilmesi yönündeki davalı SGK Başkanlığı işleminin iptali ile kesilme tarihi itibarıyla aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin ve yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanunun 59. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetiminin, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütüleceği, bu memurların görevleri sırasında belirledikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin, yemin dışında her türlü delile dayandırılabileceği, bunlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, bu Kanunun uygulanması bakımından, anılan memurların, 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisine de sahip oldukları açıklanmıştır.
Maddede belirtilen memurlarca hazırlanan ve ilgililerce herhangi bir çekince konulmaksızın imzalanan tutanakların aksinin sabit oluncaya kadar geçerli olması, bu tür tutanakların aksinin ancak yazılı delille kanıtlanabileceği anlamını taşımaktadır.
Söz konusu tutanaklar ile anlatılmak istenilen ise, belgeye dayanılarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla beraber düzenleme aşamasında hazır bulunan işçi, işveren, üçüncü kişi anlatımları esas alınarak hazırlanıp doğruluğu da ilgili kişilerin imzaları ile onaylanan ve imza inkarına konu olmayan tutanaklardır.
Bununla birlikte, anılan memurlar tarafından yapılan incelemeleri içeren tutanaklar ile bu tutanakların değerlendirilmesiyle varılan düşünce ve sonucun yazıya geçirildiği raporların, yalnızca Kurum görevlisince düzenlenip herhangi bir imzalı beyan içermediklerinden, 59. madde kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabul edilmeleri olanaksızdır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.02.2009 gün ve 2009/9-2 Esas - 2009/48 Karar sayılı, 11.09.2013 gün ve 2013/10-175 Esas - 2013/1075 Karar sayılı, 30.10.2013 gün ve 2013/10-326 Esas - 2013/1515 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Yukarıdaki düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, mahkemece verilen ilk hüküm, Dairemizce yapılan temyiz denetimi üzerine bozulmuş olup 09.02.2012 gün ve 12060/1711 sayılı anılan ilama uyulmasına karşın bozma gereklerinin tam anlamıyla yerine getirilmediği belirgindir.
Bu bakımdan; davacı ile boşandığı eşinin fiili beraberliğinin ortaya konulmasına ilişkin olarak yargılamada ortaya çıkan belirsizliğin giderilmesi için, Sosyal Güvenlik Kontrol Memurluğu’nca gerçekleştirilen soruşturmada alınan ifadeleri Kurum işlemine dayanak kılınan kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, değinilen 59. madde düzenlemesi ve buna ilişkin açıklamalar gözetilmeli, Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması yapılan 2010/274 Esas – 2011/160 Karar sayılı davada dinlenen tanıkların anlatımları dikkate alınmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği,
toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/22193, K. 2013/23532, 5 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama