KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/22389 E., 2013/24102 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2008/118-2012/119
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum, davalılardan DCT Demir Çelik Tel. San. ve Tic. A.Ş. ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
506 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi hükmüne göre, işveren; sigortalıyı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamına giren işlerde hizmet akdine dayalı olarak çalıştıran gerçek ya da tüzel kişilerdir. “Çalıştıran” olgusu, hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir.
506 sayılı Kanun’un “Üçüncü kişinin aracılığı” başlıklı 87’nci maddesi hükmünde ise; aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi olarak tanımlanmış, sigortalıların üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işverenin de sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Maddede “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, tali işveren, taşeron, alt müteahhit, alt ısmarlanan gibi adlarla anılmaktadır. Aracı kavramı, her şeyden önce, asıl işverenin varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve asıl işverene ait iş yerinde veya iş yerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir.
Asıl işverenle aracı arasındaki ilişki taşıma, eser ve benzeri sözleşmelere dayanabilir ise de; hiçbir şekilde hizmet akdi unsurları bulunmamalıdır. Burada önemli olan yön, asıl işverene ait işin bir bölümünün aracı tarafından görülmesidir. Aracı kavramının belirleyici özelliği, asıl işverene ait işten bir bölüm iş alınması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırılmasıdır.
Davacı Kurum, 06.08.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerinden oluşan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının 506 sayılı Kanun’un 10 ve 26’ncı maddeleri uyarınca davalılardan teselsül hükümleri uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı DCT Demir Çelik Tel. San. ve Tic. A.Ş. asıl işveren kabul edilerek %25 kusurlu olduğu, asıl işveren kusuru içerisinde DCT Demir Çelik Tel. San. ve Tic. A.Ş.’nin yetkilisi olan davalı ...’nin %2,5 kusurlu olduğu, davalı Mega – Pa Halıcılık Tekstil İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. alt işveren olarak kabul edilerek, %37,5 kusur olduğu, alt işverenin kusuru içerisinde Mega – Pa Halıcılık Tekstil İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd.
Şti. yetkilisi davalı ...’ın %2,5 kusurlu olduğu, sigortalının %37,5 kusurlu olduğu belirtilen 05.03.2011 tarihli kusur raporu esas alınarak; davalı Mega – Pa Halıcılık Tekstil İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti yönünden Kurum zararının %81,25’ine isabet eden kısım, diğer davalılar yönünden ise Kurum zararının %62,5’sine isabet eden kısım yönünden kabulüne dair, davalılar DCT Demir Çelik Tel. San. ve Tic. A.Ş., ... ve ... hakkındaki fazla istemin reddine dair hüküm kurulmuştur.
Ancak, davalı DCT Demir Çelik Tel. San. ve Tic. A.Ş. asıl işverenlik sıfatı bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığı gibi, bu husus dosya kapsamından da anlaşılamamaktadır. Bu nedenle.
Kurum kayıtlarının araştırılması suretiyle iş kazasının meydana geldiği işin hangi işveren adına kayıtlı olduğu, davalıların aralarında 87’nci madde kapsamında alt işveren – asıl işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı ve bu bağlamda hukuki statüleri yöntemince tespit edilmeli, hak sahibi tarafından açılan davada, işbu davanın davacısı Kurum taraf olmadığından, hak sahibi dosyasındaki kusur raporunun eldeki davada bağlayıcı olmadığı da gözetilerek ve buna göre davalı DCT Demir Çelik Tel.
San. ve Tic. A.Ş.’nin asıl işverenlik sıfatı bulunup bulunmadığı ve sonucuna göre sorumluluğu irdelenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum, davalılardan DCT Demir Çelik Tel. San. ve Tic. A.Ş. ile ... vekilleri bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/22389, K. 2013/24102, 10 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama