KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/22935 E., 2014/18820 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava; 23.03.2005 tarihli iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan Kurum zararının, ilk davada hükmolunmayan bakiyesinin tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Kanunun 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Davacı tarafından davalı hakkında açılan ve kesinleşen Mudurnu Asliye Hukuk (iş) Mahkemesi’nin 2006/155 Esas 2010/22 Karar sayılı rücu davasında, masraflar ile ilk peşin sermaye değerli gelirlerden oluşan Kurum zararının 18.458,10 TL olduğu, davalının % 75 oranında kusurlu bulunduğu, masraflar ile ilk peşin sermaye değerli gelirlerden oluşan kurum zararının 8.829,65 TL’sinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.
İş bu dava da Kurum, ilk rücu davasından bakiye kusur farkından kaynaklanan alacağı talep etmiş olup, davalının tazmin ile sorumlu olduğu kusur karşılığı Kurum zararı olan 13.438,58 TL’den, ilk davada hükmolulan miktarın mahsubu ile bakiye kusur karşılığı kurum zararı 5.013,93 TL’nin tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde masrafların bakiye alacak hesabında gözetilmemesi sonucu eksik rücu alacağının hüküm altına alınmış olması,
2-Avukatlık ücretinin takdirinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde yer alan “hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” şeklindeki açık yasal düzenleme uyarınca, karar tarihi itibariyle 29.12.2012 tarih 28512 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. Maddesinde yer alan “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.666,66 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücret alınır. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez.” düzenleme gereğince davacı ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde her iki taraf lehine fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/22935, K. 2014/18820, 29 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama