KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/24241 E., 2013/25509 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2009/481-2012/422
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26 ve 87’ncı maddeleri olup, işverenin veya üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan maddelerde öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür.
506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde; Mahkemece, öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu dosya içerisindeki tüm deliller takdir olunarak varsa çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular bilirkişiye bildirilip olaydaki kusur durumunun buna göre çözümlenmesi istenmelidir. Bundan başka bu tür davalarda, bilirkişi ya da bilirkişi kurulunun, olayda ki, tarafların kusur durumunu saptarken iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceğini, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığını ve dayanağı mevzuat hükümleri ayrıntılarıyla irdelenerek gösterilmeli, soyut ifadelerin kullanımı ile yetinilmemelidir.
Davaya konu somut olayda; davalı ...-Yol A.Ş. çalışanı olup, Şişli Belediyesi Makine İkmal Bakım Müdürlüğü bünyesinde görevli olan sigortalının, bir süredir ihtiyaç gereği Trafik Müdürlüğünde çekici şoförü olarak çalıştığı, olay günü, izinli olan trafik müdürü ile birlikte, makam aracında şoför olarak seyir halinde iken kimliği belirsiz bir kişi tarafından araca ateş edilmesi sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan 13.09.2007 tarihli kusur raporunda; zararlandırıcı sigorta olayının vukuunda, “...sigortalının görev tanımı yapılarak yalnızca tanıma uygun işlerde çalıştırılmasının sağlanmaması ve işyeri uygulaması haline getirilmemesi, makam şoförlüğü gibi güvenlik anlamında özel bilgi isteyen bir işte görevlendirilmesi...” gerekçesiyle %10’ar davalıların, %80 dava dışı kimliği belirsiz kar maskeli silahlı saldırganın sorumlu olduğu belirlenmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki ; davacı Kurum, tazminat davasının tarafı olmadığı için, tazminat dosyasında alınan kusur raporunun, iş bu rücu davasında kesin delil teşkil etmeyeceği açıktır.
O halde Mahkemece yapılacak iş ; soruşturma dosyasının tamamı celp edilerek incelenmeli, olayın oluş biçimi de dikkate alınarak davalıların bir önlem almasının söz konusu olup olmadığı, yetersiz ya da eğitim eksikliği bulunan, tecrübesiz personelin çalıştırılması, düzenli denetim mekanizması kurulmaması veya görev tanımının yapılmaması hususlarının olayla tespit edilebilir illiyet bağının bulunup bulunmadığını değerlendirecek, kazanın meydana geldiği iş kolunda, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişilerden oluşacak kuruldan kusur raporu alınmalı;
deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Kabule göre de; dava, müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre açılmış olup, teselsüle dayanan davalarda; Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini, bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı ya da sadece birinden istemek hakkına sahip olduğu gözetilmeksizin, davalıların, atfedilen %20 kusur karşılığı kurum zararından sorumlu olduğuna yönelik yazılı şekilde hüküm kurulması, talebe rağmen geçici iş göremezlik ödemesi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, isabetsizdir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan ... avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/24241, K. 2013/25509, 24 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama