KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/3317 E., 2013/19375 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2009/391-2012/780
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Dava, davacının hizmet tespiti ve çalıştığı iş ve işyeri itibariyle itibari hizmet süresinin tespiti ile sigortalılık süresine eklenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesi ile Ek 5. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile karar verilmiş ise de, yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Basım ve gazetecilik işyerindeki çalışma koşulları nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlanabilmek için, sigortalının basım ve gazetecilik işyerinde çalışmış olması yanında, 506 sayılı Yasanın Ek 5/II. maddesinin (a-f) işaretli alt bentlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerden birinin de çalışan yönünden gerçekleşmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Davacının 01.02.1989 tarihinden itibaren davalı işverenler yanındaki çalışmalarının Kurum kayıtlarına geçtiği görülmektedir. Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle, işverenlerin Kurum nezdindeki ihtilaf konusu döneme ait dönem bordroları celp edilerek, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve
işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince tespit edilerek, davalı işyerlerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde;
iş yerlerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının Kurum kayıtlarına geçmeyen çalışmalarının varlığı belirlenmeli, sonrasında, işyeri bildirgeleri ve davalı işverenlere ait ana sözleşmeler celp edilerek, işverenlerin iştigal alanı ve işyerinde yapılan işin mahiyeti belirlenerek, dinlenen tanık beyanları da gözetilerek,
(işyeri faal olmasa bile) çalışmaların geçtiği iş yerlerinde, maruz kalınan etkenlerin oluşturduğu hastalıklar alanında uzman tıp doktoru, matbaacılık işinden anlayan kimya yüksek mühendisi ve makine yüksek mühendisi iş güvenliği uzmanlarından oluşacak bilirkişi kurulu marifetiyle, işyerlerinde keşif yapılarak, işyeri ve yapılan işin niteliği, özellikleri ve buna bağlı olarak hangi olumsuz dış etkenlere maruz kalındığı, çalışmanın itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir işyerinde geçip geçmediği,
gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerdeki çalışma düzeniyle, çalışmanın gerçekleştiği saatler, gürültü düzeyi ve kullanılan maddelerin, insan sağlığı için tehlike sınırı ve ölçümleme yönteminin yargısal denetime elverir biçimde ortaya konulan rapor alınarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/3317, K. 2013/19375, 28 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama