KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/4257 E., 2013/23285 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2012/246-2013/11
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı S.S. Yükselin Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığını temsilen Rıza Yüksel Atak tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda,
yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
Davacı kurum, 25.07.2000 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiş olup; Mahkemece, Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2008/232 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporu olayın oluşuna uygun bulunup, kamu davasında ise davalı ...’nın kusurlu bulunarak cezalandırılmasına karar verildiği, olayın oluşumunda davalıların toplam %50 oranında kusurlu olduklarının Mahkeme kararıyla kesinleştiğinden bahisle, ayrıca kusur raporu alınmaksızın, talebe bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre; Kocaeli 3. İş Mahkemesinin 2008/232 Esas sayılı dosyasında alınan 22.03.2010 tarihli son raporda sigortalının %50, davalı Kooperatifin %25, araçta meydana gelen fren arızasının %25 oranında etkili olduğu kanaati bildirildiği, Mahkemece, iş kazası olduğunun tespiti talep edildiğinden bahisle kusur incelemesi konusunda daha fazla araştırma yapılmaya gerek görülmediği belirtilerek davanın kabulüne dair verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, yine, Gölcük Asliye Ceza Mahkemesinin 2000/718 Esas sayılı dosyasında, alınan kusur raporunda; sürücü davalı ...’nın 8/8 kusurlu bulunduğu, Mahkemece, davalının para cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi, kusur sorumluluğuna dayandığından, kusur oran ve aidiyetlerinin maddi olayla uyum içinde olması gerekir. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi iptal kararı kapsamında, Kurumun rücu hakkının, halefiyet ilkesine dayanmayıp, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, iş kazası olduğunun tespiti davasında alınan kusur raporunun, iş bu rücu davasında bağlayıcılığından söz edilemez.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74) hükmü gereğince de, hukuk hakimi ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olup, kusur oranları ile bağlı değildir.
Bu durumda yapılacak iş; ceza dosyasındaki kusur raporlarıyla saptanan maddi olgular da gözetilerek, olayın oluşu tereddütsüz belirlenip, zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleşmesinde kusurları bulunanların kusur oranlarının tespiti için kazanın gerçekleştiği iş kolunda ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yapılacak incelemeyle; yargısal denetime elverir biçimde çelişkiden uzak rapor alınması gereği üzerinde durulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı S.S. Yükselin Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, temyiz edenin sıfatına göre usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/4257, K. 2013/23285, 3 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama