KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/5126 E., 2013/25497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/509-2012/1664
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da,
hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, Kurum tarafından gönderilen peşin değer cetvelindeki gelire girme tarihi itibariyle bağlanan gelirin ilk peşin değerine hükmetmek gerekir.
Öte yandan, eldeki davada 01.03.2008 tarihi itibariyle aynı zamanda yaşlılık aylığı bağlanması nedeniyle, sürekli iş göremezlik gelirinin 506 sayılı Yasanın 92. Maddesi uyarınca yarıya indirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Mahkemece, davalıların tazminle sorumlu olduğu ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının, gelirin başladığı tarih itibariyle 506 sayılı Yasanın 92.maddesi uyarınca indirilmiş hali üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarının kusur karşılığı olarak hesaplanması isabetli olmasına rağmen, reddolunan miktar itibariyle karar tarihinde yürürlükte olan tarife uyarınca davalılar lehine vekalet ücreti takdiri yerine, davanın reddedilen kısmının yasa değişikliğinden kaynaklandığından bahisle ücreti vekalete hükmedilmemesi,
Dava, müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre açılmış olup, teselsüle dayanan davalarda; Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini, bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı ya da sadece birinden istemek hakkına sahiptir. Tazmin sorumlularının her biri, vefatları halinde de mirasçıları, Kuruma karşı zararın tamamından müteselsilen, fakat birbirlerine karşı kendi ya da murislerinin kusurları oranında sorumludurlar.
Mahkemece, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili yerine, “davalıdan-davalılardan" tahsiline yönelik hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince temyiz edenin sıfatına göre düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/5126, K. 2013/25497, 24 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama