KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/6904 E., 2013/15249 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
.....
Davacı, yurt içinde çakışan 90 günlük .......’lı çalışmalar hariç olmak üzere,yurt dışında Türk Vatandaşı iken geçen süreleri, 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin; ayrıca borçlanma bedelinin, borçlanma talep tarihindeki prim ödeme tutarı üzerinden belirlenmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, ilk istemin kabulüne; ikinci istemin ise, idari işlem niteliğinde olması nedeniyle, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkeme kararlarının, infaza elverişli olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297’inci maddesindeki (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389’uncu maddelerinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “iki tarafa tahmil ve bahşedilen haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılması” yönündeki usül hükümlerine uygun yazılması gereği gözetilerek;
a) 17.10.1988 tarihinden itibaren ......’da çalışmaya başladığı anlaşılan ve 21.12.2004 tarihi itibarıyla izinle çıkarak Türk Vatandaşlığını kaybeden davacının, 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanmaya konu yapılabilecek yurt dışı süresinin hüküm fıkrasında tereddüte meydan vermeyecek şekilde gösterilmemesi; bu anlamda, yurt içinde geçen 10.09.1987-01.03.1988 tarihleri arası 90 günlük .....’lı çalışmaların, çakışmağa konu olmadığı halde dışlanması,
b) 3201 sayılı Yasa kapsamındaki borçlanma nedeniyle belirlenecek borçlanma tutarının, 5754 sayılı Yasanın 79. maddesiyle değişik 3201 sayılı Yasanın “Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi” başlıklı 4.maddesi hükmü gereği, borçlanma başvuru tarihinde geçerli asgari prime esas kazanç üzerinden hesaplanarak saptanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, idari işlem niteliği gereği, buna yönelik davacı istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
./.. -2-
Ne var ki, temyiz edenin sıfatı da dikkate alınarak buna ilişkin aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
.............
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/6904, K. 2013/15249, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama