KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/9195 E., 2013/25286 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/34-2012/819
Karar Metni
351 kelime·2 dk okuma
Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 15.06.1981 olarak tespiti ile 13.12.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve aylık bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde kabulüne ,davacının 13.12.2010 tarihi itibarı ile yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının ve 01.01.2011 tarihi itibarı ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir. Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davaya konu somut olayda; davacının, 13.12.1964 doğumlu olup sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitini istediği 15.06.1981 tarihinde henüz 18 yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, her ne kadar kurum genelgesinde davacının 18 yaşından önceki sürelerdeki sigortalı olması halinde sigorta başlangıç tarihinin önceki tarih olarak esas alınacağına dair hükmün kabul edildiği gerekçesine dayanılmış ise de; aslen, normlar hiyerarşisi gereği genelgenin kanuna aykırı olamayacağı, 506 sayılı Yasanın 60/G maddesinde yer alan hükümde ise “18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir.
Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dâhil edilir.” düzenlemesinin açık olduğu, aynı Yasanın Geçici 54. maddesi uyarınca 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayan davacı sigortalının.
18 yaşını ikmal ettiği tarihten önceki sürelerdeki sigortalılığının başlangıcının 18 yaşını doldurduğu tarih olan 13.12.1982 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak, önceki günlerin prim ödeme günlerinden sayılması gerektiği hususu dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Diğer taraftan, 506 sayılı Yasanın geçici 81’inci maddesi gereğince davacının yaşlılık aylığı şartlarının yukarıda yapılan açıklamalara göre, yargılama sırasında oluştuğunun anlaşılması halinde, bu durumun, mahkemece gözetilmesi ve şartların oluştuğu tarihi takip eden aybaşından itibaren aylığa hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekecektir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/9195, K. 2013/25286, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama