KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/9918 E., 2013/24497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/58-2013/161
Karar Metni
790 kelime·4 dk okuma
Davacı, 01.02.2003-25.08.2008 ve 01.12.2009-25.01.2011 tarihleri arasında askerlik süresi haricinde geçen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı olan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi kapsamında, inceleme ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Bu bağlamda; bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği, göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanunun 4. maddesinde, “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. ”Çalıştıran” olgusu, tespiti istenen sürelere ilişkin hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır bu nedenle, Sigortalının taraf olduğu hizmet akdinin hangi işverenler tarafından düzenlenmiş olduğu tespit edilip, hizmet tespitine yönelik davanın, anılan Yasanın 79/10. maddesine göre, sigortalıyı fiilen çalıştıran işverenlere yöneltmesi gerekir.
İnceleme konusu dosyada; davacının talep konusu dönemlerde davalı işyerinde askerlik harici sürekli çalıştığını ve bu sürelerin tespitini talep etmiştir. Hizmet cetvelinde davacının 14.07.2006-15.09.2006 ile 19.06.2007-02.11.2007
tarihlerinde kurum cevap dilekçesine göre dava dışı Best İmalat olduğu bildirilen işyerinden çalışmalarının bildirildiği, davalı işyerinden ise, 02.06.2010-31.12.2010 tarihleri arası bildirim yapıldığı, mahkemece de, 15.02.2003-25.08.2008 ile 01.12.2009-31.12.2010 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmaların geçtiği yönünde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Davacının, talep konusu dönemde kesintisiz olarak davalı işyerinde çalışıp çalışmadığı ve işyerleri arasında bir bağ bulunup bulunmadığı noktasında. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Mahkemece, yapılması gereken; dava dışı işyerinden talep konusu dönemde bildirim yapılması karşısında, söz konusu işyerinin araştırılması, davalı şirketler arasında her hangi bir bağ bulunup bulunmadığı hususunun gözetilmesi, davacının tespite konu dönemde, kimin yanında çalıştığının belirlenmesi , iki şirket arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hususlarının tespitiyle davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı kurumdan;
puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde farklı işyerinden Kuruma bildirilen davacı çalışmalarının gerçekliği araştırılmalı, dava konusu dönemde işyeri devri yada işverenler arasında organik bağ bulunması,
başka bir deyişle kesintisiz çalışma söz konusu olması durumunda ilk işe giriş bildirgesi verilmesinden önceki davacı çalışmaları yönünden hak düşürücü sürenin, çalışmanın sona erdiği yılın sonundan başlayacağı gözetilmeli, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı.
Kuruma bildirim yapılan dönemlerde aylık otuz günden az bildirilen çalışmaya ilişkin açıklayıcı bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenip eklenmediği, eklenmemişse, Kurumun eksik bildirim nedeniyle resen tahakkuk işlemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılmalı;
bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, 21.03.1988 doğumlu davacının hizmet tespiti istenen tarihlerde 14 yaşında olması nedeniyle eğitim durumu araştırılmalı bu tarihlerde öğrenci olup olmadığı belirlenmeli, SGK’na bildirim yapılan süreler
dışlanmalı, 506 sayılı Kanun m.60/G hükmündeki, “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” ifadesi nazara alınmalı, ayrıca işyerinin 26.11.2007 tarihinde kapsama alındığı da gözetilerek, davalı işyerinin vergi kayıtları getirtilerek gerekli tüm soruşturmalar yapılmak suretiyle hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde deliller hep birlikte değerlendirilmeli, takdir edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar avukatlarının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/9918, K. 2013/24497, 16 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama