KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2013/9979 E., 2013/13981 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2013
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
.....
Dava, 6111 sayılı Kanunun, prim borçlarının yapılandırılmasına ilişkin hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı Kurum vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz edilmiştir. Düzenlenen rapor ve dosya incelendikten sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı tarafından, davalı Kurum aleyhine 2926 sayılı Kanun kapsamındaki .... ..... sigortalılığının tespiti istemiyle açılan davanın yargılama sürecinde, 6111 sayılı Kanun hükümleri yürlüğe girdikten sonra davacı, yasal süresi içinde davalı Kuruma başvurmuş; henüz sigortalılık süreleri tespit edilmediği halde, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılmasını ve prim borçlarının yapılandırılmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum ise 6111 sayılı Kanunun yapılandırmaya ilişkin hükümlerinden yararlanılabilmesi için mevcut davadan vazgeçilmesi gerektiğini (6111 sayılı Kanun m.14, 12, 13) belirterek, davacının talebini reddetmiştir.
Bilahare davacının 2926 sigortalılığının tespitine dair ilk davada sigortalılık sürelerinin tespitine karar verilmiş ve bu karar Yargıtayca onananarak kesinleştikten sonra davacı tarafından 6111 sayılı Kanunun yapılandırmaya ilişkin hükümlerinden yararlandırılması talebiyle eldeki dava açılmıştır.
Somut olayda davacının 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süreleri, mahkeme kararıyla tespit edilebilmiştir. Sigortalılık sürelerinin tespiti hakkındaki davanın derdest olduğu safhada, henüz tespit edilmiş bir sigortalılık süresi ve tahakkuk etmiş prim borcu bulunmadığından, davacının 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılması talebine olumsuz cevap verilmesi, fiili imkansızlıktan olmuştur. Davalı Kurum'un olumlu cevap vermesinin mümkün olmadığı dönemde talep üzerine fiili imkansızlık nedeniyle ret cevabı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. ./... -2-
Öte yandan Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade etmekte olduğuna ilişkin hükmü ile işbu davanın açıklanan mahiyeti, davacı vekilinin harcadığı emek ve mesai ile hak ve nesafet ilkeleri nazara alındığında, dilekçe yazım ücretine takdir edilmesi gerekirken, fazla vekalet ücreti tayini usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m.438 uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/9979, K. 2013/13981, 20 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama