KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2014/1774 E., 2014/14131 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2014
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- No
- 2011/999-2013/790
Karar Metni
415 kelime·2 dk okuma
Dava, 01.06.1996–30.04.2008 tarihleri arasında 2926 Sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve buna göre 16.06.2011 tarihi itbari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabuolüne; tespit istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tahsis istemi hakkında ise 16.06.2011 tarihli talebine göre yaş ve süre kooşulu yönünden yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalı Kurum vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326’ncı maddesine göre yargılama giderlerinden davada haksız çıkan taraf sorumlu olup; bu bağlamda, davanın konusuz kalması halinde de yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden davanın açıldığı tarihte haksız olan taraf sorumludur.
Davacı, 01.06.1996–30.04.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının ve 16.06.2011 tarihi itbari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş; yargılamanın devamı sırasında davalı Kurum tarafından tesis edilen işlemle davacının talebine konu dönem kurumca sigortalılıktan sayılmıştır.
Bu durumda, talebe konu dönem itibariyle davacının sigortalılığı kabul edilmediğinden, davanın açılmasına davalı Kurumun sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı Kurum lehine vekâlet ücreti verilmemesi gerekirken, vekâlet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). Fıkrasında, “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan
hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmü öngörülmesine rağmen, Mahkemece hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde, davacının hangi tarihten itibaren aylığa hak kazandığı, aylığın hangi tarihten itbaren başlayacağı hususları belirtilmeksizin,yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2014/1774, K. 2014/14131, 9 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama