KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2014/26760 E., 2015/2985 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
663 kelime·3 dk okuma
Dava, rücûan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın ve birleşen davanın kabullerine karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava rücûan tazminat istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10. ve 26. maddesidir.
Davalı işverenin 506 sayılı Yasa'nın 10. maddesine göre sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup, 26. maddeye dayanan sorumluluktan daha ağırdır. İşverenin, sigortalının zararlandırıcı olayda kusurunun olması halinde; kendisinin kusur oranına, sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere ilave edilecek kusur oranından, 10. maddeye göre sorumlu olacağı Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
506 sayılı Kanun’da teselsüle ilişkin herhangi bir hüküm yer almadığından, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51’inci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62) maddelerinin uygulanmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Teselsüle dayanan davalarda, Kurum, zararının tümünün tazminini bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden ayrı ayrı ya da sadece birinden istemek hakkına sahiptir. Tazmin sorumlularından her biri Kuruma karşı zararın tamamından, fakat birbirlerine karşı ise kendi kusurları oranında sorumludurlar. Bu nedenle davacı Kurumun teselsül istemi nazara alınarak, zararlandırıcı sigorta olayının oluşumunda kusurlu bulunanların teselsül hükümlerine göre sorumlu olduğu gözetilmelidir.
Davalılardan ...'ya ait üç katlı binanın çatısına, çelik ayaklar üzerinde etermit çatı yapılması sırasında, sigortalının merdiveni yukarıya çekerken yüksek gerilim hattına merdivenin takılması üzerine, kollarında ve bacaklarında oluşan harabiyet sonucu %84 oranında sürekli işgöremezlik durumuna girmesi şeklinde gerçekleşen davaya konu somut olayda, davalı ... ile diğer davalı, soğuk demircilik işi işvereni .... arasında çatı yapımı işi konusunda sözleşmenin varlığı tartışmasız olup, bu sözleşme hukuki niteliği itibariyle Borçlar Kanununun 355. ve devamı maddelerinde yer alan eser sözleşmelerindendir.
Ancak davalı ...'nun olayın meydana gelmesinde %30 kusurlu bulunduğu da çekişmesizdir. Bu hukuki ve fiili durumlar karşısında, davalı ...'nun 506 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında sorumluluğu bulunmayıp, teselsüle dayalı olarak açılan davada, 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesi kapsamında diğer davalı ...'in %60 kusuru ile birlikte, %90 üzerinden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2014/26760, K. 2015/2985, 24 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama