KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2014/9643 E., 2014/20784 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2014
- Mahkemesi
- İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 20.11.2013
- No
- 2013/1416-2013/429
Karar Metni
1.113 kelime·6 dk okuma
Davacı, dava dilekçesinde 11.10.2003 ila 06.09.2008 tarihleri arasında eksik bildirilen hizmetlerinin tespiti ile sigortalılık başlangıç tarihinin 11.10.2003 tarihi olarak tespitini istemiş, bozmadan sonra yapılan yargılamada istemini 11.10.2003 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti olarak bildirmiştir. Mahkeme, bozma ilamına uyarak, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi .. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
12.11.2010 tarihinde açılan eldeki davada; mahkemenin 05.06.2012 tarihli kararında “Davanın kabulü ile, davacının davalı şirkette 11.10.2003 tarihinde çalışmaya başladığının tesipitine,” yönelik hükmü, Dairemizin 12.02.2013 tarih ve 2013/1664 E., 2013/2054 K, sayılı ilamı ile, “..davacının çalışmalarının hangi dönem ya da tarih itibariyle kabul edildiği çelişkiye neden olmayacak şekilde çalışmaların başlangıç ve bitiş tarihlerinin ayrı ayrı hüküm fıkrasında belirtilmesi gereği gözetilmeden hüküm kurulması,
buna göre de dava tarihi olan 12.11.2010 tarihi nazara alınarak 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği irdelenmemesi.. “ nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş, bozma sonrası yürütülen yargılama aşamasında davacı vekilinin 19.11.2013 tarihli dilekçesinde sigorta başlangıç tarihinin 11.10.2003 tarihi olarak tespitinin yeterli olacağına ilişkin beyanı gözetilerek, Davacının davalı şirket nezdinde 11.10.2003 tarihinde çalışmaya başladığının tespitine yönelik davanın kabulü hükmü kurulmuştur.
Somut olayda. 28.06.1999 tarihinde ticaret sicilinde kaydı bulunan 4. B..Ö..Etüd Eğitim Merkezi ve Danışmanlık Tic.
Ltd.Şti.'nin Etüd ve Danışmanlık Merkezi mahiyetli işyerinin 14.06.2004 tarihinde kayıt ve tescili yapıldığı, davacının 02.03.2005 varide tarihli,03.03.2005 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğu, davacının 03.03.2005 – 03.09.2008 tarihine kadar davalı işyerinden kesintisiz ve tam gün bildirimli çalışmaları olduğu, davacının 16.12.2008 tarihinden itibaren dava dışı işyerinden çalışmaları bulunduğu,
davacının davalı işveren aleyhine 11.10.2003 - 06.09.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin işçilik alacakları ilgili Kadıköy 1. iş Mahkemesinin 2009/444 Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı davada, mahkemece, 11.10.2003 – 06.09.2008 tarihleri arasındaki çalışmalar esas alınarak belirlenen Kıdem ve İhbar tazminatı ile fazla mesai ücretine ilişkin bilirkişi raporunda, fazla mesai ücretinden hakkaniyet gereği %30 tenkis yaparak davanın kısmen kabulüne dair 19.04.2011 tarihli kararın, davalı işveren vekilinin temyiz edilip,
davalı işverenin temyizinin süresinde bulunmadığından bahisle mahkemesince 29.06.2011 tarihli Ek Karar ile davalı işveren vekilinin temyiz isteminin reddine dair hükmün, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 13.09.2011 tarihinde onandığı anlaşılmıştır..
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir.
Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre.
Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.
506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir.
Yukarıda belirtilen tespit ve açıklamalar ışığında; her ne kadar davacı tarafça dava sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine hasredilmiş olsa bile, davacının 03.03.2005 - 03.09.2008 tarihine kadar davalı işveren nezdinde kesintisiz ve tam gün bildirimli çalışmaları bulunması gözetildiğinde, davacının 11.10.2003 tarihinden 02.05.2005 tarihine kadar davalı işyerindeki fiili çalışmalarında kesinti bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılarak,
11.10.2003 ila 02.05.2005 tarihleri arasındaki davalı işyerindeki fiili çalışmalarında kesinti bulunması halinde hak düşürücü sürenin irdelenmesi gerektiği, 11.10.2003 ila 02.05.2005 tarihleri arasında davalı işyerindeki fiili çalışmalarda kesintinin bulunmaması halinde ise, davacının 11.10.2003 ila 03.09.2008 tarihleri arasında davalı işyerinden kesintisiz blok bir çalışma olduğu,
sosyal güvenlik hakkının Anayasal bir hak olup, sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçme ya da kaçınılamaz konumu değerlendirilip, bu bağlamda, kesintisiz, blok fiili çalışmanın bittiği 03.09.2008 tarihinden, davanın açıldığı 12.11.2010 tarihine kadar 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği dikkate alınıp, davacının isteminin 11.10.2003 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti istemi olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz araştırmaya dayalı hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde; davalılar bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2014/9643, K. 2014/20784, 28 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama