KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/18278 E., 2015/22036 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
646 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı Kurum ve davalılardan ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9, 10 ve 26. maddeleridir. Mahkemece, anılan maddenin “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasa Mahkemesinin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonucu oluşan hukuki durum dikkate alınarak ve işverenin 506 sayılı Yasanın 9-10. Maddeleri gereği kusursuz sorumluluğu da gözetilerek karar verilmiş ise de, davalı ... tarafından yargılama aşamasında yapılan ödeme tutarı gözetilmeksizin mükerrer tahsile sebep olacak şekilde hüküm kurulması ve faizin başlangıcında davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumunun gözetilmemesi;
3-506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur.
İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76’ncı maddesi ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan Mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi de bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, davacının talep
ettiği tazminat miktarının 49.181,89 TL. olup, Mahkemenin kabulüne göre ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığının 7849.08 TL. olması, davalı ... yönünden ret edilen 40.024,63 TL.’nin Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle, 1308,18 TL.’sinin ise kusur oranı nedeniyle ret edildiğinin anlaşılması karşısında, dava tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davada, söz konusu iptal hükmü nedeniyle reddine karar verilen miktar yönünden tarafların sorumluluğu bulunmamasına karşın,
mahkemece kusur oranına göre ret edilen 1308,18 TL dikkate alınarak davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu. Anayasa mahkemesi kararı gereği ret edilen miktar da dikkate alınarak davacı Kurumun, vekil ile temsil olunan davalı ... lehine vekalet ücretiyle sorumlu tutulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/18278, K. 2015/22036, 14 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama