KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/20568 E., 2015/18611 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2015
- Mahkemesi
- Ankara 13. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 11.06.2015
- No
- 2014/1727-2015/648
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Dava, yurtdışında Türk vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanabileceğinin tespiti, istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-3201 sayılı Yasanın 1. maddesinde; “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmü düzenlenmiştir.
İnceleme konusu olayda; davacının, 18 yaşını 16.03.1987 tarihinde ikmal ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının Almanya ülkesinde çalışmaya başladığı ve 18 yaşını ikmal ettiği tarih dikkate alınarak 16.03.1987 tarihinden sonrası dönem yönünden 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanma hakkı olduğuna tespiti yönünde hüküm kurulması gerekirken, Türk vatandaşlığını kaybetmen önceki borçlanmaya esas sürelerden dilediği kadarını borçlanma hakkı olduğunun tespitine denilerek hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/20568, K. 2015/18611, 5 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama