KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/401 E., 2015/2766 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılar ... Doğrama İnş. Ltd. Şti. ve ... vekilleri ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 01.07.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1) Davacı Kurum ile davalılar ... Doğrama İnş. Ltd. Şti. ve ... vekilleri ile ... aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)5510 sayılı Kanunun 12. maddesinin 2. fıkrasında işveren vekili tanımlanmış olup, maddede “İşveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan kimse, işveren vekilidir. Bu Kanunda geçen işveren deyimi, işveren vekilini de kapsar. İşveren vekili ve 4857 sayılı İş Kanununda tanımlanan geçici iş ilişkisi kurulan işveren, bu Kanunda belirtilen yükümlülüklerinden dolayı işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, dosya kapsamından davalılardan ...'in işveren vekili konumunda olduğu anlaşıldığından, anılan şahsın sorumluluğu da 5510 sayılı Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrası gözetilerek belirlenmelidir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca değerlendirme yapılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ile davalılar ... Doğrama İnş. Ltd. Şti. ve ... vekilleri ile ... bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/401, K. 2015/2766, 20 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama