İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2015/4709 K.2017/4440

Davacı, Kurumca düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Esas2015/4709Karar2017/4440Tarih23 Mayıs 2017Okuma8 dk · 1.576 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2015/4709 E., 2017/4440 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Mayıs 2017
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.576 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Davacı, Kurumca düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Uyuşmazlık, söz konusu aylara ait borçların 6183 sayılı Yasa'nın 102. maddesi gereğince zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.

Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.

Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkar olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.

Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz.

Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp istenmesini, önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.

İşte bundan dolayı, yasalarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlayabilmesi için öncelikle talep konusu hakkın istenebilir bir konuma, duruma gelmesi gerekmektedir. Yasalarda hakkın istenebilir konumuna, diğer bir anlatımla yerine getirilmesinin gerektiği güne, ödeme günü denmektedir. Bir hak, var olsa bile, o hakkın istenmesi için gerekli koşullar gerçekleşmedikçe istenemez.

Bilindiği gibi zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.

Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.

3917 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden 6183 sayılı Kanun'un zamanaşımına ilişkin 102. madde ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır. 5198 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile değişik 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 5.fıkrasına göre, 6183 sayılı Kanun'un zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin prim alacaklarının tahsilinde uygulanmayacağı belirtilmiş ise de bu değişiklik, yürürlük tarihi olan 06.07.2004 tarihinden sonra tahakkuk edecek prim borçlarına uygulanabilecektir.

6183 sayılı Kanun'un 103. maddesinde zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. 25.12.2003 tarih 5035 sayılı Kanunun 5. maddesiyle eklenen 103. maddenin 1. fıkrasının 11. bendinde; "Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması. " da zamanaşımını kesen bir sebep olarak sayılmış, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, borç yapılandırılması da zamanaşımını kesen haller içinde yer almaktadır.

Borçlar Kanununun 139. maddesi zamanaşımından feragati düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, borçlunun zamanaşımı defini ileri sürme hakkından önceden feragati geçersizdir. Önceden feragatten amaç, sözleşme yapılmadan önce veya yapılırken vaki feragattir. Oysa daha sonra vazgeçmenin geçersiz sayılacağına ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O nedenle borç zamanaşımına uğradıktan sonra borçlu zamanaşımı defini ileri sürmekten feragat edebilir.

Zira, burada doğmuş bir defi hakkından feragat söz konusudur ve hukuken geçerlidir. Bu feragat; borçlunun, ileride dava açılması halinde zamanaşımı definde bulunmayacağını karşılıklı olarak yapılan feragat anlaşmasıyla veya tek yanlı iradesini açıkça bildirmesiyle veyahut bu anlama gelecek iradeye delalet edecek bir işlem yapmasıyla mümkün olabileceği gibi, açılmış bir davada zamanaşımı definde bulunmamasıyla veya defi geri almasıyla da mümkündür.

Eldeki davada, 2013/112618 sayılı ve 112620 sayılı ödeme emirlerinin prim ve işsizlik borçlarını konu edindiği, takiplere göre en eski tarihli borç döneminin 2001/8. ay; en yeni tarihli borç döneminin 2002/05. ay dönemine ilişkin prim ve işsizlik borçlarından dolayı davacı adına düzenlenmiş olup borcun davacıdan tahsili için davalı Kurum tarafından takibe geçildiği, lakin davacı tarafından 21.10.2008 tarihinde 5510 Sayılı Yasa ve 23.05.2011 tarihinde 6111 sayılı Yasa kapsamında borçlarının yapılandırılması talebinde bulunulduğu ve Kurum tarafından talebin kabul edilerek borçların yapılandırıldığı, ödeme emirlerine konu olan borçların da her iki yapılandırma kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda, her ne kadar Mahkemece zamanaşımı hukuksal nedenine bağlı olarak ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiş ise de, davacı tarafından herhangi bir ihtirazî kayıt konulmadan yapılandırma müracaatında bulunulduğu anlaşılmakla, zamanaşımının borcu söndüren bir nitelikte bir savunma olmadığı,

davacıya sadece ödemezlik def'i imkânı sağlayan hukukî müessese olduğu gözetildiğinde zamanaşımına uğramış bir borçla ilgili olarak yapılandırma talebinde bulunulmuş ise, davacı ile kurum arasındaki yapılandırma hükümleri çerçevesinde tebliğ ve kabul edilen yapılandırmaya konu borç miktarı kadar, borcun her iki taraf bakımından yenilenmesi nedeniyle,

yenilenen miktar kadar olan borç tutarından davacının zamanaşımı def’inden feragat ettiği ve bu aşamadan sonra artık zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı ödemezlik def'i ileri sürme imkânından yararlanma olanağının bulunmadığı hususu dikkate alınmaksızın hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye ...’ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...’ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 23.05.2017 gününde karar verildi.

-KARŞI OY-

Dava, zamanaşımı nedeniyle ödeme emirlerinin iptali istemini ilişkin olup, mahkemece istek gibi davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ödeme emirlerine konu prim borçları 2001/2 ila 2002/5. aylara ilişkin olup, davacının 21.10.2008 ve 23.05.2011 tarihli yapılandırma talebine göre prim borçlarının 5510 ve 6111 sayılı yasalar kapsamında yapılandırıldığı anlaşılmaktadır. Daire çoğunluğu; zamanaşımına uğramış bir borçla ilgili yapılandırma talebinde bulunulması halinde, yapılandırmaya konu borç miktarı kadar borcun her iki taraf yönünden de yenilindiğini ve söz konusu miktar bakımından davacının Borçlar Kanunu'nun 139. maddesine göre zamanaşımı def'inden feragat ettiğini gerekçe göstererek mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir.

1)Zamanaşımına uğramış bir borcun yapılandırılması halinde, borcun yenileneceğine ilişkin çoğunluk görüşü bakımından uyuşmazlık irdelendiğinde; borç döneminde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 114. maddesinde; borcun yenilenmesinin akitten açık bir şekilde anlaşılması gerektiği vurgulanmıştır. Öğretide belirtildiği üzere bir borcun yerine yenisinin geçmesi suretiyle eski borcun sona erdirilmesi sözleşmesine yenileme denir.

Bunun için taraflar arasında borçlar hukukundan ve özellikle hukuki işlemden, haksız fiilden veya sebepsiz zenginleşmeden ya da aile veya miras hukukundan doğan eski ve geçerli bir borcun mevcut olması, önceki borcun hukuki sebebinden farklı olmak üzere geçerli ve yeni bir borcun kurulması, tarafların yeni bir borç kurmak suretiyle eski borcu sona erdirme iradelerinin açıkça belli olması gerekir.

Oysa ödeme emrine konu borçlar 6183 sayılı yasanın 1. maddesinde öngörüldüğü üzere devletin kamu hizmeti uygulamasından doğan fakat sözleşme, haksız fiil ve haksız iktisaptan kaynaklanmayan prim alacağı olup, bu alacağın niteliği itibariyle yenilemeye konu olması ve hukuki sebepleri farklı yeni bir borç yaratarak önceki borcu sona erdirmesi mümkün değildir, çünkü yapılandırmaya konu prim borcunun kaynağı, niteliği ve hukuki sebebi değişmemekte, sadece ödenecek miktar itibariyle yapılandırma yasasının lehe hükümlerinden yararlanma söz konusu olmaktadır.

2)Davacının, yenilenen miktar bakımından Borçlar Kanunu'nun 139. maddesine göre zamanaşımı def'inden feragat ettiğine yönelik çoğunluk görüşü bakımından uyuşmazlık irdelendiğinde. 6183 sayılı yasanın 102. maddesinde, amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmemesi halinde zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemelerin kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı yasanın 103. maddesinde ise; tahsil zamanaşımını kesen haller sınırlı şekilde sayılarak, 11. bentte de; amme alacağının, özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanmasının zamanaşımını keseceği ve kesilmenin ilişkin olduğu takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Buna göre;

a)Tahsil zamanaşımını kesen haller sınırlı biçimde belirtilmiş olup, bunların yorum yoluyla genişletilmesi mümkün olmadığı gibi, Borçlar Kanunu'nda düzenlenen kesme nedenlerinin 6183 sayılı yasa kapsamındaki alacaklara uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki 6183 sayılı yasa da zamanaşımı def'inden feragata dair bir hüküm mevcut olmayıp bu yönde Borçlar Kanunu'nun 139. maddesinin uygulanacağına dair bir atıfta bulunmamaktadır.

b)Diğer yandan, 6183 sayılı yasanın 103. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebeplerin, söz konusu alacak için öngörülen tahsil zamanaşımı süresinin geçmesinden önce gerçekleşmesi halinde zamanaşımını keseceği aksi halde zamanaşımına uğramış bir borca hayatiyet kazandırmayacağı her türlü tartışmadan uzaktır.

c)Somut olayda; borç dönemleri dikkate alındığında, her iki yapılandırma talepleri itibariyle de 5 yıllık tahsil zamanaşımı süresinin geçmesi, dolayısıyla yapılandırma taleplerinin zamanaşımı süresini kesen bir hukuki sonuç doğurmaması ve davanın da zamanaşımı nedeniyle ödeme emirlerinin iptaline yönelik bulunması karşısında, mahkemece, 6183 sayılı yasanın 102. maddesinin 2. fıkrasında yer alan zamanaşımından sonra yapılan rızai ödemelerin geçerli sayılacağı yönündeki hükmü dikkate alarak, yapılandırma kapsamında yapılan ödemeler yönünden davanın reddine, bakiyesi yönünden ise şimdiki gibi ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesi gerekirdi.

Daire çoğunluğu tarafından, 6183 sayılı yasa kapsamındaki bir kamu alacağının özel hukuk alacağı gibi nitelendirilip, zamanaşımının dolmasından sonraki yapılandırmayla Borçlar Kanunu anlamında borcun yenilendiğinin ve bu suretle de zamanaşımı def'inden feragat edildiğinin kabul edilmesi, 6183 sayılı yasanın gerek niteliği, gerekse 1, 102 ve 103. maddeleriyle bağdaşır bir durum olmadığından sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/4709, K. 2017/4440, 23 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/4709
Karar No
2017/4440
Tarih
23 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2015/4710 K.2017/6731
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2015/4711 K.2017/2588
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2015/4712 K.2017/3981
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2015/4713 K.2017/5471
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2015/4713 K.2017/10750
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2015/4718 K.2017/6606

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.