KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/6721 E., 2015/14629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Dava, yurtdışında Türk vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Türkiye’de tescili bulunmayan davacı, dava dilekçesinde yurtdışında Türk vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Kanuna göre 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun, ... sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin, yaşlılık aylığına hak kazandığının ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitini istemiş,
yargılama aşamasında istemini yurtdışında Türk vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri talep tarihinde Türk vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma hakkı bulunduğunun tespiti olarak daraltmış ve mahkemece, daraltılan talebe göre kabul hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326'ncı maddesinde belirtildiği üzere, vekâlet ücreti de dâhil yargılama giderlerinin davada haksız çıkan, yani aleyhe hüküm verilen tarafa yükletileceği ve davacının yargılama aşamasında istemini daralttığı kısmının hüküm altına alınmasından dolayı davalı Kurum lehine vekalet ücreti ve kısmen kabule göre yargılama giderine hükmedilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu gözetilmeksizin, buna ilişkin karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesinde yer alan, 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme uyarınca) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/6721, K. 2015/14629, 10 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama