KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/7694 E., 2015/10553 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2015
- Mahkemesi
- . İş Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Dava, 15.04.2000 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımlarının davalılardan rücûan tahsili istemine dayalıdır. Mahkeme, bozmaya uyduktan sonra ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ile davalılardan ... ve ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı avukatının tüm davalı avukatlarının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26.maddedeki “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, 506 sayılı Yasa'ya dayalı olarak işverenler aleyhine açılan rücuen tazminat davalarında;
süregelen mevcut uygulama dışında, herhangi bir etkileşim ve değişim öngörülmediğinden, Borçlar Kanununun 332/1. maddesinde belirtilen işçi-işveren arasındaki akde aykırılık eylemleri ve bu çerçevede maddenin 2. fıkrası gereğince işverenin akde aykırı davranışları (işçi sağlığı ve iş güvenliğinin gerektirdiği önlemlerin alınmaması vs.) sonucu, 26/1. maddeyle vaki ilişkilendirme, bir bakıma akde aykırı hareketten doğan
./.. tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olmakla; zamanaşımı, işverenler açısından Borçlar Kanununun 125. maddesine göre ve 01.07.1994 gün ve 2/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça belirtildiği üzere 10 yıldır.
Maddedeki zamanaşımı süresi, bağlanan gelir yönünden tahsis onay tarihi, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik ödemeleri yönünden sarf ve ödeme tarihleri olacağı açıktır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde; davalıların kurumca açılan ek davada, yasal süresi içerisinde bulunduğu zamanaşımı itirazı incelendiğinde, tedavi giderinin sarf tarihi 15.04.2000, cenaze masrafının ödemelerinin ise 14.05.2001 tarihi olup, ek dava tarihi olan 23.01.2012 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinin açık olduğunun gözetilmemesi ile Mahkemece karar verilirken kazalı sigortalı ile birlikte aynı kazada vefat eden diğer sigortalının %2 kusur karşılığının da dışlanarak %96 kusur karşılığı üzerinden hesap edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanınalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/7694, K. 2015/10553, 1 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama