KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2015/8018 E., 2015/10960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma
Mahkemece, uyulan bozma ilamında belirtildiği şekilde davalılardan ... yönünden davanın reddine, davalılardan ... ve ... yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Özcan Yavaş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 Esas, 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) ...’e ..., 1974, sayfa 395 vd.)
Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez ise de, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
./...
Bu hukuki kuralın ancak iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan biri, mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı olan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı çıkması; diğeri de, 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirlendiği üzere, hükmüne uyulan bozma kararından sonra görevle ilgili yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olmasıdır.
Somut olayda; bozma kararına uyulmakla, meydana gelen usuli kazanılmış hakkın sonuç doğurmayacağı haller söz konusu değildir. Dairemizin 2013/21248-22474 sayılı bozma ilamımızın ilişkin olduğu ilk kararda davalılardan ... yönünden davanın reddine, davalılardan .. ve ... yönünden davanın kabulüne karar verildiği, hükmün davacı Kurum vekili ve davalı ... vekilinin temyizi üzerine davacı Kurum vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilip, davalı ... yarararına hüküm bozulmuş, bozma ilamında ayrıca ve açıkca hükmü temyiz etmeyen davalı ... yönünden hükmolunan miktar itibariyle Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumunun, bozma sonrası yapılacak yargılama sırasında gözetilmesi gerektiği husususuna da değinilmiştir.
Böylece, ilk kararda bozmaya konu edilmeyen davalı ... yönünden kurulan kabul hükmü davacı Kurum lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınmaksızın, uyulan bozma ilamı sonrası davalı ... yönünden kısmen kabul hükmü kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2015/8018, K. 2015/10960, 4 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama