KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/10838 E., 2016/11705 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Dava, Kurumca yaşlılık aylından yapılan kesinti işleminin iptali ile yersiz kesintilerin faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilâmına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yargılama giderleri (hüküm tarihinde yürürlükte bulunan) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde sayılmış olup anılan maddenin (ğ) bendinde de vekâlet ücretine de yer verilmiştir. Vekalet ücreti, “… avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.” (Avukatlık Kanunu md. 164). “… karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.” (Avukatlık Kanunu md. 169).
29.05.1957 gün ve 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, karşı tarafa yüklenmesi gereken ve yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretine, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden (re'sen) hükmedilmesi gerekir.
Bu yasal düzenlemeler ve içtihadı birleştirme kararı çerçevesinde, Mahkemece, eldeki davada kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine davanın kabul edilmesi nedeni ile vekalet ücreti takdir edilmesi ve davalı Kurumun yargılama gederi ile sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3-Yersiz ödenen primlerin iadesi yönünden davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 89. maddesinin 3. fıkrasındır. Yersiz olarak tahsil edilen primlerin iadesini düzenleyen anılan fıkrada “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir.
Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanununun 65'inci maddesi hükmü saklıdır.” hükmü getirilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında davalı Kurumun yersiz tahsil ettiği belirlenen primlerin iadesinde primlerin yatırıldığı ayı takibeden aybaşından itibaren kanuni faiz ile sorumlu tutulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu faizin başlangıç tarihinin, primlerin yatırıldığı tarih olarak belirlenmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/10838, K. 2016/11705, 26 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama