KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/12227 E., 2017/1060 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2017
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacıya gönderilen ödeme emirlerinin 2003/2 ilâ 2008/8 dönemlerine ait prim ve ferilerine ilişkin olduğu, 28.09.2015 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın 05.10.2015 tarihinde açıldığı, mahkemece 2005/7 dönemi ve öncesine ait dönemler yönünden yürürlükteki mevzuat uyarınca 5-10 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolduğundan bahisle, bu dönemler yönünden davanın kabulü ile 2005/8 ve sonrası dönemler yönünden hissesi oranında sorumlu olduğuna karar verildiği ve reddedilen kısım yönünden haksız çıkma tazminatına hükmedildiği anlaşılmıştır.
06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 Sayılı Kanunla yapılan düzenleme sonucu, 506 Sayılı Kanunun 80. maddesinin 5. fıkrasına eklenen ibare ile “kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Kanunun 51. maddesi ile birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı” hükme bağlanmış olup, 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, limited şirket ortağı olan davacıya gönderilen ödeme emirlerindeki 2005/8 dönemine ait prim ve ferileri borçlarının da, ödeme emirleri tebliğ tarihi (25.09.2015) nazarında, zamanaşımına uğradığı belirgindir.
3- Mahkemece her ne kadar haksız çıkma tazminatına hükmedilmiş ise de, 2005/8 döneminin de iptal edilmesi sonucuna göre hesaplama yapılması gerektiği ile ödeme emri miktarları ve kabul edilen kısım nazarında yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesindeki düzenleme gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/12227, K. 2017/1060, 14 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama