KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/13343 E., 2016/13588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2016
Karar Metni
744 kelime·4 dk okuma
Rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle gerçekleşen davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılar Avukatlarınca istenilmesi ve davalı şirketlerin vekillerince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.11.2016 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davalı ...ile davacı adına Av. ....geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Sigortalının iş kazası uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda 818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddeleri (6098 sayılı Kanunun 61. ve 62. maddeleri) uyarınca teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları mevcut olup; aynı yasanın 146. maddesine (6098 sayılı Kanunun 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmesi gerekir.
./...
Daha açık anlatımla, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı;
kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir.
Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete de uygun olacaktır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan 130.493,75 TL'lik ilk peşin değerli gelirin, davalı işveren .... ile üçüncü kişi durumundaki ... ve ....'den teselsül hükümleri uyarınca 5510 sayılı Yasanın 21/1. ve 4.madde hükümleri uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkin olan davada;
hak sahibine bağlanan ilk peşin değerli gelirin (130.493,75 TL), gerçek zarardan (93.445,60 TL) fazla olması nedeniyle, gerçek zarar hesabına yönelik 22.05.2015 günlü hesap raporuyla, gerçek zararın %50 toplam kusur karşılığı olarak belirlenen 46.722,80 TL'lik miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de;
anılan ilkeler kapsamında davalı işveren... teselsüle dayalı sorumluluk tutarının 45.672,81 TL (ilk peşin değerli gelirin işveren kusur karşılığı ile ilk peşin sermaye değerli gelirin yarısının üçüncü kişi kusur karşılığı toplamı), yine davalı üçüncü kişi durumunda bulunan ... ve .... yönünden davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Yasanın 21/4.madde hükmü olması karşısında, anılan üçüncü kişi davalıların teselsüle dayalı sorumluluk tutarının 32.623,43 TL (ilk peşin değerli gelirin yarısının toplam kusur karşılığı) olarak alınması gerekirken, fazla rücu alacağına hükmedilmesi; yine temerrüd durumu bulunmayan davalı ...
Şirketi yönünden faiz başlangıcı tarihinin dava tarihi olarak alınması gerekirken, tahsis onay tarihi olarak alınması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu hususların düzeltilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6217 sayılı Kanunun 30'uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen geçici 3'üncü madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 438'inci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
A.Ş.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/13343, K. 2016/13588, 8 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama