KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/13952 E., 2018/11236 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2018
Karar Metni
1.947 kelime·10 dk okuma
.......
Dava, Kurumca iptal edilen 06.11.2008-30.09.2009 tarihleri arasındaki 4/a hizmetlerinin geçerli olduğunun tespiti, aksi yöndeki Kurum İşleminin iptali ve kurum tarafından tahakkuk ettirilen sağlık giderleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece,......2013/313 Esas 2013/467 Karar sayılı, 19.04.2013 tarihli ve 21. HD'nin 01.10.2013 tarihli onama kararı ile kesinleşen ilamı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemenin kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Anılan .....Mahkemesinin 2013/313 Esas 2013/467 Karar sayılı kararında davacı Kurum tarafından 4/b sigortalılığı ile çakıştığı gerekçesi ile iptal ettiği 17.01.2006-30.09.2009 tarihleri arasında 4/a sigortalı olduğunun tespitini istediği, mahkemece davacının 06.04.2005 tarihinde başlayan 4/b sigortalılığının dava tarihine kadar devam ettiği, 4/a sigortalılığının ise 17.01.2006 tarihinde başladığının ve baskın sigortalılığının 4/b sigortalılığı olduğu gerekçesi ile 17.01.2006 tarihinde başlayıp devam eden 4/a sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
Eldeki davada ise kurum tarafından 06.11.2008-30.09.2009 tarihleri arasındaki 4/a sigortalılığının fiili çalışmaya dayalı olmadığı gerekçesi ile iptal edilmiştir. ...... Mahkemesinin 2013/313 Esas 2013/467 Karar sayılı kararı farklı hukuki gerekçelere dayanmış olduğundan bu davada kesin hüküm teşkil etmez. Mahkemece iptal edilen bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı araştırılarak bir karar verilmeldir.
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar.
Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Mahkemece, ihtilaflı dönemde çalışması bulunan ve hizmeti iptal edilmeyen bordrolu tanıklardan (hizmet döküm cetvelleri getirtilmek suretiyle) yeteri kadarının beyanına başvurulmalı, tespit edilememesi halinde komşu işyeri bordro tanıkları tespit edilerek dinlenilmeli, tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde bu çelişki giderilmeli, işyerinin faaliyet süresi vergi kayıtları ve kurum kayıtlarına göre belirlenmeli, ayrıca eldeki davanın açılmasından önce veya sonra bu işyerinde yapılmış denetimler olup olmadığı, çalışan sayısının tam olarak tespit edilip edilmediği araştırılmalı ve elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
2- Davalı Kurum sigortalılık iptali ile birlikte yerzi sağlık gideri tahakkuk ettrimiş ve davacı sağlık giderleri nedeniyle borçlu olmadığının tesptini istemiştir. Yapılacak araştırmaya göre çalışmanın fiili olduğunun tespiti halinde sağlık giderlerinin talep edilemeyeceği belirgindir.
Ancak mahkemece çalışmanın fiili olmadığı kanaati ile kurum işleminin yerinde buluması halinde 11.02.2009-31.12.2009 tarihleri arası için tahakkuk ettrilen sağlık giderleri yönünden19.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Yasanın 12. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen Geçici 45. maddede, “Bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31/1/2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar,
varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez. Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hükmün gerekçesinde ise, 5510 sayılı Kanuna göre, vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınmasına ilişkin işlemlerin 2012 yılı Ocak ayı itibarıyla tamamlanması nedeni ile, bu tarihe kadar yaşanan geçiş sürecinde, tabi olduğu genel sağlık sigortası statüsünün aradığı şartlarla sağlık yardımı alması gerekirken, Kanunun diğer statülerine göre ya da bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde hak etmediği halde sağlık yardımı yapılanlara ilişkin sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle oluşacak mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
Belirtilen açıklamalar ışığında; yersiz ödendiği ileri sürülen sağlık giderleri yönünden, 31.01.2012 tarihine kadar yapılan sağlık giderleri anılan Kanunun geçici 45. maddesi gereği talep edilemeyecektir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/13952, K. 2018/11236, 27 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama