KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/16528 E., 2018/5134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
292 kelime·1 dk okuma
Dava, yurtdışında ... vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri talep tarihinde ... vatandaşı olma şartı aranmaksızın 5510 sayılı Kanun kapsamında 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma hakkı bulunduğunun ve ... ... sigortasına giriş tarihinin Türkiye'de sigorta başlangıcı olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, borçlanma talebi yönünden, davacının izinle ... vatandaşlığından çıkmadan önceki ve 18 yaşını ikmal ettiği tarihten itibaren, ... vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ve ev kadınlığında geçen sürelerin talep tarihinde ... vatandaşı olma şartı aranmaksızın 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine yönelik infazında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar verilmelidir.
2- Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/01/2017 tarih 2016/10 - 2186 Esas 2017/33 Karar sayılı ilamı gereğince ... ... sigortasına giriş tarihi olan 23.09.1986 tarihinin Türkiye'de sigorta başlangıcı olarak tespiti yönündeki talep yönünden karar verilmesi için borçlanma bedelinin ödenmesi gerekmemektedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/16528, K. 2018/5134, 24 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama