KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/18121 E., 2017/2654 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı Kurum, 17.07.1997 tarihli iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya bağlanan artışları içeren gelir ve masraflardan oluşan toplam 5.236,73 TL Kurum zararının şimdilik 4.582,14 TL'sının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalıların toplam %95 kusurlu olduğu, davalı işveren şirketin ise 506 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca sorumlu olduğu kabul edilerek, taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı Kurumun dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talepte bulunduğu gözetilerek ilk peşin sermaye değerli gelir ve masraflardan oluşan Kurum zararının %95 kusur karşılığının 989,44 TL, 10. madde uyarınca %97,5 karşılığının ise 1.015,47 TL olduğu, bu durumda, talep edilebilecek Kurum alacağının, davacının talebinin içinde kaldığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Öte yandan, 506 sayılı Kanunun 26’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur.
İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76’ncı maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir kanun maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi de bulunmamaktadır.
Bu nedenle, dava tarihi itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, söz konusu iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum karşısında kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmamasına karşın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu; yargılama sonunda davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip yargılama gideri ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulması,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin miktarı belirlenirken maddi yazım hatası yapılması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesindeki atıf gözetilerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/18121, K. 2017/2654, 28 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama