KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2016/5551 E., 2016/7227 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma
Dava, yurtdışında Türk vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri 3201 sayılı Kanun kapsamında ve talep tarihindeki borçlanmaya esas tutar üzerinden borçlanabileceğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı kurum avukatının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-)6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde "Hüküm sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir.
Eldeki davada da mahkemece, davacının yurtdışında Türk vatandaşlığında geçen borçlanmaya esas süreleri borçlanabileceğinin tespitini de talep etmesine ve verilen ilk hükümde bu hususta talebin kabulü yönünde karar verilmiş iken bozma sonrasında verilen kararda bu hususun belirtilmemesi yukarıda belirtilen hükümlere aykırılık oluşturduğu gibi hükmün infazı sırasında da tereddüte meydan verecek olup, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Diğer taraftan davacının talebinin borçlanma talep tarihindeki tutar üzerinden borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine yönelmesi, fakat bozma sonrasında davacının makul süreyi geçirdikten sonra eldeki davayı açması karşısında davacının talebine ve temyiz eden Kurum sıfatına göre aslen hükmün kısmen kabul niteliğinde olduğunun dikkate alınmaması, buna göre de vekâlet ücreti ve yargılama giderleri bakımından davalı kurum lehine herhangi bir karar verilmemesi isabetsiz olup, usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2016/5551, K. 2016/7227, 2 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama