KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2017/996 E., 2018/3107 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2018
Karar Metni
1.582 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
.....
Dava, 01/09/1986 gününde dava dışı işveren adına tescilli işyerinden verilen işe giriş bildirgesi dayanak alınarak hizmet akdine tabi çalıştığının tespiti ve sigortalılık başlangıç tarihinin anılan tarih olması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ...... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
..... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM
Davacı vekili, dava dışı işveren adına 11153 sicil numarasıyla tescilli işyerinden verilen işe giriş bildirgesi dayanak alınmak suretiyle davacının, bildirge içeriğindeki işe alınma tarihi olan 01.09.1986 gününde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının ve anılan tarihin sigortalılık başlangıcı olduğunun tespitini istemiştir.
II- CEVAP
Davalı Kurum vekili, bildirgenin, sigortalı konumunda çalışmanın varlığını kabul için yeterli olmadığını, bildirgeden farklı diğer belgelerle sigortalılık bildirimi yapılmayan davacı yönünden hak düşürücü sürenin gözetilmesi ve fiili çalışma olgusunun yöntemince araştırılıp kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının 01.09.1986 günü hizmet akdine tabi olarak çalıştığının, sigortalılık başlangıç tarihinin ise 25.09.1987 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı Kurum vekilince, yanıt dilekçesi yinelenerek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
B- BAM KARARI
01.01.1987 tarihinden itibaren başlayan hizmetine göre Kurumca sigortalılık başlangıcının, değinilen 60/G maddesi gereğince 18 yaşın doldurulduğu gün olarak kabul edileceği hukuksal gerçeği karşısında, 01.09.1986 tarihinde hizmet akdine tabi olarak çalışıldığının ve anılan tarihin sigortalılık başlangıcı olduğunun tespitine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılama sonunda, sigortalılık başlangıcı konusunda istemden farklı olarak 18 yaşın doldurulduğu güne karşılık gelen 25.09.1987 esas alınarak dava kısmen kabul edilmesine karşın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu,
vekil ile temsil olunan Kurum yararına avukatlık ücreti belirlenmemesi ve yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmayarak tümünün Kuruma yüklenmesi, usul ve yasaya uygun olduğu, ayrıca, dava dilekçesinde kendisine "davalı" sıfatıyla husumet yöneltilen işverenin unvanına gerekçeli karar başlığında yer verilmemesi hatalı ise de sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin bu tür uyuşmazlıklarda işverenin davalı taraf olarak yer alması zorunluluğunun bulunmaması,
mahkemece işveren aleyhine hüküm kurulmayıp unvanının ..... sisteminden silinmiş olması ve özellikle 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme kapsamında istinaf sebepleriyle bağlılık kuralı karşısında, anılan yanlışlık sonuca etkisiz bulunarak düzeltilmediği, sonuç itibarıyla, yapılan incelemede istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler davalı ....
Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İzmir 14. İş Mahkemesi'nin 27.09.2016 tarihli, 2015/182 Esas, 2016/412 Karar numaralı hükmünün, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, davanın kısmen kabulüne, davacının dava dışı işverene ait 11153 sicil numaralı işyerinde 01.09.1986 günü 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hizmet akdine tabi sigortalı olarak asgari ücretle çalıştığının, anılan 1 günlük sürenin prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilmesi gerektiğinin, malûllük,
yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık başlangıç tarihinin ise 18 yaşın doldurulduğu güne karşılık gelen 25.09.1987 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V- TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekilince, yanıt dilekçesi yinelenerek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/2. fıkrasında, “Diğer Kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” şeklinde düzenleme gözetildiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u dışındaki Kanunlar ile de dava şartı düzenlenebileceği anlaşılmaktadır.
11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 64'üncü maddesi ile 5521 sayılı Kanunun 7'nci maddesine üçüncü fıkra olarak “31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı ...... Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce.....müracaat edilmesi zorunludur.
Diğer Kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” hükmü eklenmiştir.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK’nın 115/2. maddesindeki kurala göre, “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir.
Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ
Eldeki dava 22.10.2014 tarihinde, 6552 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra açılmıştır. Davacı, 20.09.1986 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece, davanın esasına girilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanunun 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine 3. fıkra olarak eklenen düzenleme gereği, dava açılmadan önce ...'na müracaatın olması ve Kurum'ca müracaata konu istemin zımnen ya da açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, eldeki davada, davacı tarafından 5521 sayılı Kanunun 7/3 maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, ...'na müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, mahkemece,
davacı tarafa 6100 sayılı HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca, 6552 sayılı Kanunun 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme doğrultusunda, davaya konu istemi hakkında ...'na müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurum'un red iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli,
Kurum'a müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekillinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2017/996, K. 2018/3107, 5 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama