KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2018/2523 E., 2018/6633 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2018
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. Davaya konu somut olayda ise, davacının hüküm kurulduğu şekilde herhangi bir talebi olmamasına karşın talebi aşılarak,karar verilmesi hatalı olmuştur.
6183 sayılı Kanunun 58’nci maddesinin beşinci fıkrasında, “itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki amme alacağı %10 zamla tahsil edilir.” hükmü yer almaktadır.
Madde hükmü ile ödeme emrine karşı, dava açan borçlunun tamamen veya kısmen haksız çıkması halinde %10 haksız çıkma tazminatının alınacağı açıkça belirtilmiştir. Bu düzenleme, ödeme emrine karşı mesnetsiz dava açılarak, kamu alacağının tahsilinin geciktirilmesini önlemeye yönelik olduğundan, ödeme emrine karşı açılacak davanın reddi ve davacının haksızlığının anlaşılması karşısında, anılan maddede belirtilen %10 tazminatın hüküm altına alınması gerekir.
Mahkemece, 2011/14727, 14728, 14729 nolu takip dosyalarından tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiş ancak davacı tarafından sadece 2011/14727 nolu takip dosyasından tebliğ edilen ödeme emrinin iptali talep edilmiş; 2010/17144,17145,17146, 2010/16277,16278,16279, 2010/11705,11706,11707 nolu takip dosyalarından tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali isteminin reddine karar verilmiş ancak davacı tarafından işbu ödeme emirlerinden sadece 2010/16277, 2010/11705, 2010/17144 nolu takip dosyalarından tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali talep edilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gözetildiğinde, Mahkemece; davacının açtığı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla, redde konu tutar yönünden davalı kurum lehine haksız çıkma tazminatının da hüküm altına alınması ve talepten fazlasına karar verilmemesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/2523, K. 2018/6633, 17 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama