KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2018/3839 E., 2019/53 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Dava, işverene ait iş yerinde geçen Kurum'a bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Hükümler, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardır. Hüküm ile taraflar arasındaki uyuşmazlık sona erer ve hüküm kesinleşince artık o uyuşmazlık hakkında yeni bir dava açılamaz. HMK'nun 297/son maddesi gereğince hüküm fıkrasının açık olması taraflara bahşedilen vazife ve haklar, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmalı, hüküm infazı kabil olmalıdır. Dava açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanmalı, şarta bağlı ve terditli hüküm kurulmamalı, hüküm fıkrasında asıl taleple birlikte yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrası yapılan araştırma ve değerlendirmeye göre, davanın kabulü ile; davacının 18/07/2006-09/01/2009 tarihleri arasında 621 gün davalı işverene tabi olarak çalıştığının, bunun 215 gününün SGK’ ya bildirildiğinin, kalan 406 gününün ise bildirilmediğinin tespitine karar verilmişse de, davalı işveren nezdinde geçen hizmet süreleri içerisinde hangi dönemlerde aralıklı çalıştığına ilişkin bir belirleme yapılmadığı, verilen kararın bu suretle yeterince açık ve anlaşılır olmadığı, infaz kabiliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular doğrultusunda, dava konusu talep hakkında, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu da gözetilmek suretiyle infaza elverişli şekilde hüküm kurulmalıdır.
Ne var ki; bu hususların düzeltilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinde yer alan, 1086 sayılı Yasa'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine ilişkin düzenleme uyarınca) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/3839, K. 2019/53, 14 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama