KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2018/4465 E., 2020/1009 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2020
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Dava, sigortalılığı iptal eden kurum işleminin iptali, Bağkur hizmet birleştirmesine zorlanamayacağının tespiti ile 01/02/2010 tarihinden 30/11/2015 tarihine kadar 2925 sayılı yasa kapsamında tarım SSK'dan yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, kuruma yersiz aylık ve yersiz sağlık borcu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dosya kapsamından, davacıya 18.01.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında bağlanan aylığın sahte sigortalılık nedeniyle baştan itibaren iptal edildiği, 19.11.2015 tarihine kadar bağlanan aylıkların ve sağlık giderlerinin talep edilmesi üzerine açılan işbu davada, her ne kadar ilgili bölge adliye mahkemesince, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 45. maddesi kapsamında, sağlık giderleri yönünden davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de.
Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2019 tarih 2015/10-2743 E. 2019/275 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 4721 sayılı Kanun’un 2'nci maddesi kapsamında hakkını kötüye kullanan davacının 5510 sayılı Kanun’un Geçici 45. maddesinden yararlandırılması mümkün bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi gereğince, söz konusu karar düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2018/4465, K. 2020/1009, 12 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama