KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2019/1356 E., 2020/812 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2020
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
440 kelime·2 dk okuma
Asıl dava, yersiz ödenen aylıkların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı, birleşen dava da ölüm aylığının kesilmesi yönündeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davalı-birleşen dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”.
Yine, 6099 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir. 7201 sayılı Yasa’nın 12. maddesinde tebligat selahiyetli mümessillere yapılır.
Aynı Yasa’nın 13. maddesine göre de, bunlar mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebligat, memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Tüzel kişilerin tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdemlerine tebliğ yapılabilmesi için tüzel kişilerin salahiyetli kişilerinin herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmamaları ve tebliğ edilecek evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları gerekmektedir.
Somut olayda; davacı-karşı davalı Kurum vekiline tebligatın direkt TK 21/2 maddesine göre yapıldığı, tebligatın incelenmesinde Kurum vekilinin ayrıldığı ve yerinin bilinmediğinin belirtildiği, Uyap Kayıt sisteminde de adresinin büro adresi ibaresinin olduğu ancak adres belirtilmediği için tebligat yapılan adresin büro adresi olup olmadığının bilenemediği anlaşılmıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2019/1356, K. 2020/812, 6 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama