KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2019/4643 E., 2020/6221 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2020
- Mahkemesi
- .... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Karar Metni
682 kelime·3 dk okuma
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum vekili, davalı ...Atık Yön. ve Taşımacılık A.Ş. vekili ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ....Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı Kurum vekili ve davalı ... Atık Yön. ve Taşımacılık A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin tüm, davalı işveren vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 21/1 ve 21/4 maddeleridir.
Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, B.K.'nun 50. ve 51. maddeler (6098 sayılı Kanun'un 61. ve 62. maddeleri) gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve 146. maddeye (6098 sayılı Kanun'un 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir.
İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise,
gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur.
Anılan yasa hükümleri ve belirtilen esaslara göre davalı işverenin sorumlu olduğu tutarın bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin %75’i olduğu halde belirtilen tutarın yanlış hesaplanması suretiyle yanılgılı değerlendirmeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi gereğince verilen karar, düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2019/4643, K. 2020/6221, 2 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama