KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2019/6247 E., 2020/606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2020
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davalıların murisine karşı 23.08.2004 - 22.08.2007 tarihleri arasında kalan sürelerde ödenen yetim aylığının yersiz ödendiği iddiası ile yasal faiziyle birlikte geri alınması için başlatılan icra takibine yönelik itiraz üzerine murisin vefat etmesi üzerine yasal mirasçılarına karşı açılan davanın yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre,
hüküm altına alınan tutarın % 40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüştür. (02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 11. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüzde kırkından” ibaresi “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir.) İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur.
Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir.
a-Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, asıl alacak niteliğindeki yersiz ödenen ve icra takibine konu yapılan aylığın, takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli olması dolayısıyla, likit nitelikte olduğunun belirgin olduğu anlaşıldığından, davacı alacaklı Kurum yararına, takip tarihi itibariyle %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, söz konusu talebin reddedilmesi ile,
b-Her ne kadar davalı ... yönünden yapılan ödeme nedeniyle davanın onun yönünden konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerinde ise de, davacı Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ile yargılama giderlerinden davalı ...'in sorumlu tutulması ile davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli değildir. Davalı ..., dava devam ederken 03.05.2011 tarihinde miras payına ilişkin ödeme yapmış olup, davanın açılmasına haksız olarak sebebiyet verdiğinden lehine vekalet ücreti takdir edilmesi ile yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2019/6247, K. 2020/606, 3 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama