İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2020/1706 K.2020/7154

Dava, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılan sürelerin geçmişe mal edilerek yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması ve eksik aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.

Esas2020/1706Karar2020/7154Tarih14 Aralık 2020Okuma6 dk · 1.280 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2020/1706 E., 2020/7154 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Aralık 2020
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.280 kelime·6 dk okuma·7 bölüm

Dava, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılan sürelerin geçmişe mal edilerek yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması ve eksik aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

I-İSTEM

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışı hizmet borçlanmasına başvurduğunu, borçlanma bedelini ödeyerek 2014 yılının 10. ayında tahsis talebinde bulunduğunu, davacının Kuruma 2008 yılında başvurması üzerine Kurum tarafından 11.08.1978–31.12.2005 tarihlerine ilişkin 8633 günlük borç tahakkuk cetveli tebliğ edildiğini, davacının 3600 güne karşılık gelen miktar için 2014 yılının 10. ayında prim ödemesinde bulunduğunu,

ödenen primlerin lehe sonuç doğuracak şekilde 11.08.1978 yılını takip eden 10 yıllık süreye (3600 güne) özgülenmesi gerekirken Kurum tarafından ödemelerin hatalı şekilde işlendiğini ve bu nedenle yaşlılık aylığı miktarının da hatalı tespit edildiğini, davalı Kurumun davacıya bağlanması gerekenden daha düşük bir yaşlılık aylığı bağladığını, davacının 31.12.2014 tarihinde Kuruma başvuru yaptığını, Kurumun 21.01.2015 tarihli cevabi yazı ile ödenen aylık tutarında hata bulunmadığını bildirdiğini; davacının yapmış olduğu kısmi ödemenin Kurum tarafından yanlış yıllara özgülendiğini belirterek,

fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere, tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.11.2014 tarihinden itibaren bağlanması gereken yaşlılık aylıklarının eksik kısımlarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi ve yaşlılık aylığı miktarının mevzuata uygun şekilde artırılması gerektiğinin tespiti ile 25.09.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle talebin yanı sıra, davacının Kurum’a yapmış olduğu 3600 günlük yurtdışı borçlanma ödemesinin 11.08.1978–11.08.1988 tarihleri arasına hasredilmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.

II-CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminde hata olmadığını, sigortalının ödeme nedeniyle faiz hakkını saklı tuttuğuna dair herhangi bir dilekçesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III-MAHKEME KARARI

A-İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacının borçlanma talep dilekçesinde açıkça borçlanmak istediği süreler için tarih aralığı belirtmediği, 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasına göre Kurum tarafından yapılan borçlanma tahakkuk işleminin yerinde olduğu, davacı tarafça Kurum tarafından düzenlenen borçlanma cetvelindeki sürenin tamamının değil bir kısmına ilişkin borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi nedeniyle davacıya 01.11.2014 tarihi itibariyle bağlanan yaşlılık aylığı hesabında borçlanılan sürenin 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasına göre mal edilmesinde hata olmadığından bahisle, “Davanın reddine” şeklinde karar verilmiştir.

B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, “Dosyanın incelenmesinde; mahkeme kararının davacı vekiline 17.8.2018 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinin yasal iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra 07.09.2018 tarihinde verildiği görülmüştür. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7/3 maddesi yollaması ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1 maddesindeki düzenlemeye göre "Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinden verilen temyizi kabul nihai kararlar ile Hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

7036 sayılı Yasanın 7/5 maddesinde ise İş Mahkemesinden verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından ivedilikle karara bağlanacağı düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye ilişkin Kanun gerekçesindeki "6100 sayılı Kanunun 103. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca "Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar" İlk Derece Mahkemelerinde adli tatilde görülebilmektedir.

Buna karşılık dava açanın işçi veya işveren olduğuna bakılmaksızın İş Mahkemesi kararları, Kanun yolunda (Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay'da) ivedilikle karara bağlanacağı için 6100 sayılı Kanunun 103. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi uyarınca adli tatilde de incelenebilecektir" şeklindeki açıklama dikkate alındığında, İş Mahkemelerinden verilen kararların, Kanun yolu incelemesinin adli tatilde görülebilmesinin mümkün hale geldiği,

giderek adli tatilde görülebilmesi nedeniyle, İş Mahkemelerinden verilen kararlara karşı kanun yoluna başvuru sonunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının HMK.nun 104.maddesindeki sınırlamaya tabi olmayacağı Adli Tatil içerisinde de sürelerin işleyeceği açıktır.

O halde, 6100 sayılı Yasanın 352/1-c maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin, süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla, aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle, “Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvuru dilekçesinin 6100 sayılı Yasanın 352/1.c maddesi uyarınca süre yönünden reddine,” şeklinde karar verilmiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ

Davacı vekili, temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun. Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi, “Adli tatil, her yıl yirmi Temmuzda başlar, otuz bir Ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylülde başlar.”.

Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi, “(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: ...ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar...h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler...(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi,

her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.”;.

Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesi, “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.” Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447. maddesi, “Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” düzenlemelerini içermektedir.

Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usulüne tabi olan davalara adli tatilde bakılmayacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tabi davalar da adli tatile tabi olacaktır. Basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleri adli tatilden yararlanacaktır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda ise basit yargılama usulüne tâbi olan davalar adli tatilde görülmeye devam edilmekte idi (m. 176/11).

Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usulüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır. Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülmeye devam edilecektir.

Dikkat edilirse burada yargılama usulü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir. Bu nedenle mahkeme yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adli tatilde de görülmesine karar verebilir.

Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (.../.../..., Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası, s. 273, 274)

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında somut olaya dönüldüğünde, söz konusu dava, niteliği itibariyle 3201 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin geriye etkili kılınması istemine yönelik olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 103. maddesi kapsamında adli tatilde görülebilecek nitelikte bir dava değildir.

Diğer yandan söz konusu davanın ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden de olmaması sebebiyle, davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 104. maddesinde belirtilen bir haftalık süreden yararlanması gerekir.

Bu açıklamalar çerçevesinde, 17.08.2018 tarihinde tebliğ edilen karara karşı davacı vekili tarafından 07.09.2018 tarihinde verilen istinaf dilekçesinin süresinde olduğu belirgin olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik karar, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine dair kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/1706, K. 2020/7154, 14 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I-istem
  4. Iı-cevap
  5. Iıı-mahkeme Kararı
  6. A-ilk Derece Mahkeme Kararı
  7. B-bölge Adliye Mahkemesi Kararı
  8. Iv-temyiz Kanun Yoluna Başvuru Ve Nedenleri
  9. V-ilgili Hukuk Kuralları Ve Esasın İncelemesi
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1706
Karar No
2020/7154
Tarih
14 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2020/1706 K.2020/3931
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2020/1709 K.2020/6674
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2020/1710 K.2020/8228
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2020/1711 K.2020/8214
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2020/1712 K.2020/9708
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2020/1712 K.2020/7914

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.