KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/2806 E., 2020/6279 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Dava, yersiz ödenen aylıklar ve tedavi giderlerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hakkında verilen boşanma kararı 08.06.2009 tarihinde kesinleşen davalıya, yaşamını yitiren 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalı manevi annesi üzerinden hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan yetim aylığının, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davacı Kurumca 2012 yılında gerçekleştirilen işlemle baştan itibaren kesilerek, 01.09.2009 - 30.11.2012 döneminde yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar ve tedavi giderleri yönünden borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin ikinci fıkrasında “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; ... diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ... hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminatla mahkûm edilir” hükmü öngörülmüştür. Buna göre, itirazın iptali davalarında tarafların talebi halinde icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
Mahkemece yapılan araştırma sonucunda davalı ve eski eşinin 25.08.2011-30.11.2012 döneminde birlikte yaşadıklarının tespiti yerinde ise de; iptale konu tatar bu döneme ilişkin olması gerekirken daha az kurum alacağına hükmedilmesi isabetli değildir. Bu itibarla 13.243.93 TL yersiz aylık ödemesi, 1.550.05 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 14.793.98 TL kurum alacağı yönünden takibin devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması ve dava konusu alacağın likid olması karşısında davacı kurum lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/2806, K. 2020/6279, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama