KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/5198 E., 2021/7450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2021
- Mahkemesi
- Adana 1. İş Mahkemesi
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın kabulüne, dair verilen karara karşı, fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın, fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerekçelere göre, Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca. "Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.
Yine aynı Kanunun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
İnceleme konusu davada; davacı, imzalı ön inceleme duruşma tutanağında inşaat işçisi olarak 25.06.1986 dan itibaren 6 ay çalıştığının tespitini talep etmiş. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne denilmek suretiyle. 25.06.1986 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine, dair hüküm kurulmuştur. Mahkemece, davacının talebi kısmen kabul edildiği halde, tam kabul şeklinde hüküm kurulması hatalıdır.
Öte yandan davanın, 6552 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra açılmış olduğu, anılan Kanun'un 64. maddesi gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu'nun davanın açıldığı tarihte fer'i müdahilliği söz konusu olmasına rağmen, aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/5198, K. 2021/7450, 2 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama