KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/6147 E., 2021/2972 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2021
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma
...
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak ilamda belirtildiği şekilde asıl dava dosyasının kısmen kabulüne, birleşen dava dosyasının kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacılar ile davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre; davacıların ve davalı ...’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından 29/09/2010 tarihinde meydana gelen iş kazasından dolayı davacılar murisi sigortalının vefat ettiği, kazanın oluşumunda sigortalının %80, davalı işverenin %20 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. Somut olayda davacıların tazminatlara kaza tarihinden yasal faiz uygulanmasını talep ettikleri kaza tarihinin 29/09/2010 tarihi olduğu dikkate alındığında davacı baba lehine hüküm altına alınan maddi tazminatın faiz başlangıç tarihinin talebi aşacak şekilde 29/06/2010 tarihi olarak belirlenmesi isabetsizdir.
Ayrıca 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun, (1) sayılı tarifesinin A.III.1.a maddesinde konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31 oranında karar ilâm harcı alınacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle mahkemenin alınması gereken karar ve ilam harcını fazla hesaplaması doğru olmadığı gibi manevi tazminatlardan sorumlu olmayan davalı ... şirketinin manevi tazminatlara isabet eden karar ve ilam harcından sorumlu tutulması da hatalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinde kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkemenin yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle asıl dava dosyasındaki kabul/red oranı ve temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında davalı ... aleyhine fazla yargılama giderine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Yine, karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 yılı AAÜT’nin 10/2. maddesine göre “Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarife‘nin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.". Bu açıklamaya göre davalılar lehine, davacı taraf lehine verilen vekalet ücretini tutarını aşacak şekilde manevi tazminat red vekalet ücretine hülmedilmesi doğru olmadığı gibi davacıların davalı ... şirketinden manevi tazminat talepleri bulunmadığı dikkate alındığında manevi tazminat red vekalet ücretinden davalı ... şirketinin de yararlandırılması hatalıdır.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/6147, K. 2021/2972, 9 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama