KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/6248 E., 2020/7583 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2020
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma
Dava, davacının davalı şirkette 01/09/1986 tarihinde 1 gün çalıştığının ve 25/11/2015 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın dava şartı yokluğunden usulden reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, Mahkemece verilen 29/12/2017 tarih 2016/45 E.- 2017/577 K. sayılı kararın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi’nin 04/10/2018 tarihli 2018 / 1140 Esas, 2018/1638 karar sayılı ilamı ile “esastan reddine” karar verildiği ve bu kararın Dairemize devredilen 21. Hukuk Dairesinin 21/11/2019 tarihli 2019/368 Esas, 2019/7114 Karar sayılı ilamıyla “Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, temyiz kapsam ve nedenlerine, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,” denilerek, “Yapılacak iş;
davacı, mahkemece yaşlılık aylığına karar verilen tarih itibariyle Kuruma başvuru koşulunu yerine getirmediğinden yaşlılık aylığı istemi yönünden davanın reddine karar vermekten ibarettir.” denilerek bu yönden bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. ..., Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. ...’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Mahkemece, bozma kararına uyularak yaşlılık aylığı yönünden dava tarihi itibariyle Kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğinden “usulden reddine” karar verilmesi yerinde ise de ; “01/09/1986 tarihinde bir gün süre ile çalışma talebi” yönünden hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/6248, K. 2020/7583, 24 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama