KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/6393 E., 2020/7226 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2020
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibi anne, baba ve kardeşlerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda ilamında belirtilen gerekçelerle, asıl dava dosyasının kısmen kabul, kısmen reddine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı ... İnş. San. Taah. ve Tic. Ltd. Şti vekilinin tüm, davacı vekilinin ise, aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dosyada sorun, bozma üzerine verilen kararda bozma dışında kalan hususlarda yeniden hüküm kurulup kurulmayacağıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez, hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır.
Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu nedenle bozma kararından sonrada Mahkemece HMUK.nun 388 vd. HMK.nun 297. maddelerinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmek zorundadır.
Mahkemece, önceki bozma kapsamı dışında kalan davacı anne ve baba lehine hükmedilen maddi tazminatlar yönünden yeniden hüküm kurularak yargılama gideri, harç ve avukatlık ücretinin de belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde maddi tazminat ve ferileri hakkında karar verilmemesi hatalı olmuştur.
3- Öte yandan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 10/1. Maddesinde “Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir”. 10/2. Maddesinde ise “Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” Düzenlemeleri kapsamında manevi tazminat nedeniyle taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretlerinin nispi vekalet ücreti niteliğinde olduğu, davalı lehine hükmedilecek red vekalet ücretinin ise davacı lehine hükmedilecek kabul vekalet ücretinden fazla olamayacağı açıktır.
Mahkemece davacıların tamamı lehine hüküm altına alınan miktar üzerinden hesap edilmesi gereken nispi vekalet ücretinin 6.620,00 TL olarak belirlenmesi gerekirken 6.290,00 TL olarak belirlenmesi, davalılar lehine hükmedilecek red vekalet ücretinin ise reddolan miktar üzerinden nispi olarak hesap edilmek ama davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarını geçmeyecek şekilde 6.620,00 TL olarak belirlenmesi gerekirken 9.217,10 TL olarak hükmedilmesi hatalı olmuştur.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/6393, K. 2020/7226, 15 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama