KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/6783 E., 2021/4090 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2021
Karar Metni
1.380 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesince verilen kararın, davalıların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A.Manevi Tazminat İstemine İlişkin Hüküm Yönünden,
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın Kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelenmesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL, 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için ise 78.630,00 TL‘dir.
Somut olay incelendiğinde, manevi tazminat istemi hakkındaki hükmün miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davalıların anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Maddi Tazminat İstemine İlişkin Hüküm Yönünden,
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından asıl dava dosyasının davalısı .... Sig. A.Ş.‘nin işveren sorumluluk sigortası poliçesinin sigortacısı olduğu, dava tarihinden sonra 2014 yılında ... Sig. Şirketi ile birleştiği ve... Sig. A.Ş.’nin tüzel kişiliği sona erdiği, buna karşın ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığına adı geçen davalının eski ticaret ünvanının yazıldığı, yine birleşen dava dosyasının davalısı...Kozmetik Ltd. Şirketi‘nin 2012 yılında nevi değiştirerek anonim şirkete dönüştüğü, ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığına adı geçen davalının eski ticaret ünvanının yazıldığı anlaşılmaktadır.
Sigortacının sorumluluğu haksız fiile dayanmadığı için, faizin başlangıcı yönünden temerrüt tarihi esas alınmalıdır. Dava tarihinden önce temerrüt kanıtlanamaz ise sigortacının faiz yükümlülüğü dava tarihinden itibaren başlar.
Öte yandan 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.
Yine 6100 sayılı HMK'nın 166'ncı (Mülga HUMK. nun 45'inci) maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmesi mümkün olup, davaların birleştirilmesi sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurur. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar.
Somut olayda, davalı şirketlerin ticaret ünvanlarının ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığı, gerekçe ve hükümde hatalı gösterilmeleri doğru olmadığı gibi asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken tek hüküm kurulması da isabetsizdir. Bunlar yanında dosya kapsamında göre asıl dava dosyasının dava tarihinden önce davalı ... şirketine poliçeden doğan yükümlüğünü yerine getirmesi için davacı sigortalı tarafından yapılan bir başvurunun varlığı da kanıtlanamadığına göre davalı ... şirketi yönünden faizin başlangıç tarihi asıl dava dosyasının dava tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması hatalıdır.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nin 19/09/2019 Tarih, 2018/3189 Esas ve 2019/2208 Karar sayılı istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının kaldırılmasına, ... İş Mahkemesi’nin 22/05/2018 tarih ve 2012/105 Esas - 2018/210 Karar sayılı kararının,
A.Karar başlığı kısmında yer alan Yapı Kredi Sigorta A.Ş. sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzere ... Sigorta A.Ş. sözcüklerinin yazılmasına,
B.Karar başlığı kısmında yer alan ... Kozmatik San. Tic. Ltd. Şti. sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzere ... Kozmetik San. ve Tic. A.Ş. sözcüklerinin yazılmasına,
C.Gerekçe kısmının cevap başlığı altına yeralan...Sigorta A.Ş. sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzere ... Sigorta A.Ş. sözcüklerinin yazılmasına,
D.Hüküm fıkrasının tamamen silinip, usuli kazanılmış hak, miktar yönünden kesin nitelikteki manevi tazminat ve ferileri ile temyizin kapsam ve nedenleri dikkate alınarak, yerine geçmek üzere,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/6783, K. 2021/4090, 26 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama