KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2020/8766 E., 2024/7182 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/2680 E., 2020/957 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/538 E., 2019/922 K.
Karar Metni
2.160 kelime·11 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 09.03.2005-26.08.2016 tarihleri arasında davalının Ziraat Caddesi ... Sitesi H Blok Eskişehir adresinde bulunan evlerinde temizlik, yemek gibi ev işlerinde çalıştırıldığını, zaman zaman davalının annesinin ve kızının evine de benzer hizmetler için gönderildiğini, müvekkilinin davalıların evinde çalışması aralıksız, düzenli ve sürekli olmasına karşın işverenler tarafından sigorta primlerinin ödenmediğini belirterek, davacının 09.03.2005-26.08.2016 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin evinde sürekli çalışmadığını, ihtiyacına göre haftada 1 ya da 2 kez ev işlerine geldiğini, davalının evine gelmediği zamanlarda davacının başka yerlere de temizlik ve ev işlerine gittiğinin bilindiğini, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla, reddini istemiştir.
2. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, davacının talep ettiği 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, müvekkili Kurum kayıtlarında davacının talep ettiği tarihler arasına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını, Kurum kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğunu, aksinin ancak eş değerde kanıtlarla kanıtlanabileceğini beyanla, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kısmen kabulüne; davacının davalı yanında 09.03.2005-26.08.2016 tarihleri arasında 1614 günlük SGK kapsamında sigortalı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, (2005 yılında 117 gün, 2006 yılında 138 gün, 2007 yılında 141 gün, 2008 yılında 141 gün, 2009 yılında 141 gün, 2010 yılında 138 gün, 2011 yılında 141 gün, 2012 yılında 141 gün, 2013 yılında 141 gün, 2014 yılında 144 gün, 2015 yılında 138 gün, 2016 yılında 93 gün olmak üzere toplam 1614 gün) bu günler uyarınca sigortalı sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının evinde temizlik, yemek gibi ev işlerinde aralıksız çalıştığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetimden uzak olduğunu, müvekkilinin 10 yılı aşkın davalının evinde çalıştığını, bu dönemde 2 ay raporlu olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davalının oturduğu sitede kargo ve evrakların site güvenliği tarafından teslim alındığını, bu nedenle müvekkilinin imzasının olmamasının normal olduğunu, davalının oturduğu evin büyüklüğü nazara alındığında ev işinin 3 günde bitmeyeceğinin açık olduğunu,
tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere çalışmanın kesintisiz olduğunu, mahkemenin kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre haftanın yarısından fazlasının ev hizmetlerinde geçen kişinin sürekli çalışan olarak kabul edildiğini, mahkemece davacının haftada üç gün çalıştığına karar vermiş olması nazara alındığında davacının sigortalı olarak kabul edilemeyeceğini, güvenlik görevlilerinin davacının haftada 1 veya 2 gün gördüklerini beyan etmiş oldukları, müvekkilinin bu eve 2001 yılında taşındığını, 2004 yılında da çocuklarının evlendiklerini dolayısıyla çalışmayan müvekkilinin sadece temizlik ve misafir kabul ettiği zamanlarda yardıma ihtiyaç duyduğunu,
davacıyı evde sürekli çalıştırmasına ihtiyaç duymadığını, hastane kayıtlarının da nazara alınmadığını davanın reddi gerekirken mahkemece kısmen kabulüne dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece davacının hangi tarihler arasında çalıştığı tam olarak tespit edilmeden karar verildiğini, davacının çalışmasının sürekli çalışma olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamıştır.
3. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlamıştır.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Öte yandan uyuşmazlığın çözümü için ev hizmetlerinde çalışanlar yönünden mevzuatın incelenmesi gerekmektedir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 3 üncü maddesi sigortalı sayılmayanları düzenlemiş ve Kanun'un 3 üncü maddesinin I/D bendinde, ev hizmetlerinde çalışanların tamamı sigorta kapsamı dışında tutulmuştur. Başlangıçta ev hizmetlerinde sürekli veya süreksiz çalışanların tümü 506 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuş iken, 506 sayılı Kanun’un mülga 3 üncü maddesinin 1/D bendinde 11.08.1977 tarihli 2100 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli çalışanlar sosyal sigorta kapsamına dahil edilerek, sigortalı sayılmışlardır.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda ise sigortalı sayılmayanlar 6 ncı maddede de düzenlenmiş olup, 6 ncı maddenin c bendine göre, “Ev hizmetlerinde süreksiz olarak çalışanlar ile ev hizmetlerinde hizmet akdi ile sürekli çalışmasına rağmen, haftalık çalışma sürelerinin 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen sürelerden az olması nedeniyle, aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar” sigortalı sayılmamış iken 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin c bendi “Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiştir.
Ancak, 6552 sayılı Kanun’un 55 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a "ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı" başlıklı ek 9 uncu madde ilave edilmiş ve bu düzenleme 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna parelel olarak 10.09.2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun sigortalı sayılmayanları düzenleyen 6 ncı maddesinin c bendinde yer alan “(ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)” ibaresi “(Kanunun ek 9'uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında sigortalı olanlar ile ücretle aynı kişi yanında ay içinde 10 gün ve daha fazla süreyle çalışanlar hariç)” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik de 01.04.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu yeni düzenleme çerçevesinde ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 gün ve daha fazla olan çalışanlar, Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaktadır. Ev hizmetlerinde bir veya birden fazla gerçek kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olanlar için ise kanunda belirtilen oranda iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primi ödenmesi gerekmektedir.Bu düzenleme 10 günden az çalışanları uzun vadeli sigorta kolları bakımından kapsam dışı bırakmaktadır. (TBB Dergisi 2015 (120) A. Eda Manav )
Diğer yandan, 5510 sayılı Kanun'unda 6552 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce verilen Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir;
"...İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5 inci maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir.
Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç ... koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3 üncü ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6 ncı maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır.
Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3 üncü maddesi uyarınca: “Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar.
D) (Değişik: 11/8/1977 - 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…”
Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca; “…bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında;
…c) (Değişik: 17/4/2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.”.
Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1 inci maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir.
Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanunların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar.
Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir.
Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı Kanun'larda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1 inci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1 inci maddeleri uyarınca, İş Kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır.
Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz. ...
Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir... Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir.
Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ...
Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır.
Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır.
Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır..."
3. Değerlendirme Davacının davalıya ait ev hizmetleri iş yerinde 09.03.2005-26.08.2016 tarihleri arasında aralıksız çalışmalarının tespitini istediği eldeki davada, Mahkemece davacının haftada 3 gün, ayda 12 gün çalıştığı kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, Mahkemece verilen hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacının talebine konu herhangi bir sigortalılık kaydının mevcut olmadığı, davalı işverene ait iş yerinin tescilsiz olduğu, dosya kapsamında dinlenen davacı, davalı ile kamu tanıklarının ifadelerine itibarla sonuca gidildiği ancak davacının hangi işleri yaptığı, kaç gün çalıştığı, çalışma süresinin ne kadar olduğu konularında tanık ifadelerinde bir açıklık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler doğrultusunda, Mahkemece öncelikle, davacıya davalıya ait evde ev hizmetleri kapsamında hangi işleri yaptığı ayrıntılı bir şekilde sorulmalı, dinlenen kamu tanıklarından ... ... isimli site görevlisinin beyanında, "... davacının kendisine ... teyzeyi yıkamaya geldiğini söylediğini..." ifade etmesi karşısında, davalıya ait evde, uyuşmazlık konusu dönemde, bakıma muhtaç birinin olup olmadığı, bakım düzeyinin ne şekilde olduğu, davacının bu kapsamda hangi işleri yaptığı tanıklardan sorulmalı, varsa ifadeler arasındaki çelişkiler giderilmeli, ev hizmetlerinde geçen çalışmalar tereddütsüz şekilde konulmalı ve çalışmanın kısmi süreli olup olmadığı belirlendikten sonra varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2020/8766, K. 2024/7182, 26 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama